24 Temmuz 2025 Perşembe

MUHBİR-İ EDİP

Bekirağa bölüğünde,aramızdan ilk sorguya alınan Süleyman Nazif oldu.Bir neferle dışarı çıktı, bir müddet sonra kıpkırmızı,ağzı köpürmüş,sakalı bıyığı birbirine karışık,köpürerek içeri girdi. --Alçaklar, namussuzlar diye bağırıyor. --Noludu Nazif bey?dedik. --Daha ne olsun birader? Bana , Süleyman Nazif'ene dediler biliyor musunuz? --Ne dediler? --Arkadaşlarının maksatları hakkında ne biliyorsan söyle dediler.Hemen tahliye ededlim seni dediler.Eğer bir şey bilmiyorsan hissettiklerini söyle o kafi..Yani benim söyleyeceklerimle sizi mahkum etmek için ihbar veye vesika telakki edecekler.Anladınız mı beni nereye sürüklüyorlar?lanet bu hayata,lanet! HEM HATIRLAR,HEM GÜLERİM--HÜSEYİN SUAT YALÇIN

CENAB-İ KURALLAR

Cenap Şahabettin, çok nüktedan ve hazır cevaptı. Tünel de bir çift yanımıza oturdu. Kadın kocasına bir şeyler söyleyip sessizce nazlı nazlı ağlar gibiydi. --Cenap dedim. Kadın,kocasına birşeyler aldırmak istiyor galiba. --Hiç şüphesiz dedi. İyi bir erkek yüreği Edirne'nin sığır diline benzer. Haşlanmayınca yumuşamaz. Az sonrada Beyoğlunda da tatlı tatlı konuşan bir kadın ve onu ekşi suratla dinleyen bir adam gördük. --Cenap ,bu adam pek hain bir şey. Kadının tatlı muhabbetine ekşi ekşi muamele ediyor. --Yok yok dedi Cenap. Kurnaz bir kadın.Kadınlar marula benzeyen lezzetlerin ekseriya sirke ile çıkar kuralını uyguluyor. ( Hüseyin Suat Yalçın)

23 Temmuz 2025 Çarşamba

KÖY ENSTİTÜSÜ VE İSMET İNÖNÜ

Sahi beni kitapta epeyce şaşırtan bir anekdot ise şöyle: İsmet İnönü, bir cumhurbaşkanı olarak Köy Enstitülerinden birini ziyaretinde öğrenci ve öğretmenlerle birlikte yemek yeniyor. Tatlı olarak herkese kabak tatlısı servis edilirken, İnönü’nün önüne meyve tabağı getirilince, öğrenciler homurdanmaya başlıyor; ona niçin ayrıcalık yapılıyor diye.İnönü’nün şeker hastası olduğu ve bu yüzden tatlı yiyemediği öğrencilere sessiz bir şekilde anlatılınca homurdanmalar duruyor. Cumhurbaşkanına ayrıcalık yapıldı, diye itiraz eden öğrencilerden günümüze..Sorgulayan vatandaşlardan korkulduğu için köy enstitüleri kapatılmış olabilir mi?sizdüşünün.MEHMET Ö. ALKAN-ÖZDEN TOKER'LE NEHİR SÖYLEŞİLER

22 Temmuz 2025 Salı

ADAMINA GÖRE..

Mahallede yaşlı bir amca akşamları nargilesini içermiş mahalle kahvesinde, çınarın dibinde. Hiç dayanamazmış; nargilesinin ateşinden sigara yakanlara, soyunu, sopunu, anasını, babasını da katarak açarmış ağzını yumarmış gözünü! Çekinirmiş herkes. Delikanlının biri, ben gider yakarım, bana hiçbir şey demez, demiş. Canın kalay mı istiyor, demişler? Oğlan gitmiş çınarın altına, Su karşı evi görüyor musun amca demiş. Annem orayı işletiyor. Kız kardeşlerim orada sermaye. Ağabeyim kapıda bilet keser. Babam müşteri getirir. Ben de o biçimim! Sigarasını yakmak için nargilesine eğilince, - Yak aslanım, yak demiş amca. Benim sana sözüm yok.. YALANCI TANIKLAR KAHVESİ-VEDAT TÜRKALİ

12 Temmuz 2025 Cumartesi

ŞİİR KRALI VE ŞAİR-İ AZAM

Osman Cemal Kaygılı,acayip gırgır ve şaka seven bir adamdır. Şiir kralı Florinalı Nazım Bey'e kendi yazdığı çoğu manasız ve zırvalıklarla dolu bir şiiri verir. --Bunu Abdülhak hamit beyin notlarından ele geçirdim.Daha basılmamış. Belki ilgilenirsin..der. Florinalı Nazım bey da , Şsbab dergisinde şiiri yayınlar. Sonrasında Nazım bey uzun süre ortalıkta görülmez. Şair-i azam Abddülhak hamit, nazım bey'e gönül koymuştur. --Bu şiirin bana isnat edildiğine inandığınız için size teessüf ederim. Ben rüyamda bile böyle hezeyan etmem.SELAHATTİN ENİS ATABEYOĞLU

MİZAHIN GÜCÜ

Evliya-yı Cedid , diye gülmece ağırlıklı bir dergi çıkarıyorduk. Kısa sürdü. Milli mücadele günlerinde, birgün Atatürkle karşılaştık. Dediler ki; --Başkumandanlık Muharebesinin en çetin bir anında,bir aralık dinlenirken,kim bilmem,senin ''Evliya-yı Cedid''i bana getirdi.Bir iki sayfasını okudum.Gönlümdeki üzüntü zail oldu.Kahkahalarla gülüverdim, neşelendim ve biraz sonra harbe daha taze bir şevk ile atıldım. Sana bundan dolayı teşekkür borçluyum ERCÜMENT EKREM TALU

OTOKONTROL

İkdam gazetesinde yazıyorum. Kapatılmamak için politikaya karışmayıp,günlük haberler yazıyoruz. İstanbul da köpekler toplatılmış, hayırsız adaya gönderilmiş. Bunu haber yaptım. Gazete de titiz bir musahih var, Tayyar bey. Pür telaş odama girdi. --Yahu sen ne yapıyorsun ? dedi. Köpekleri topladılar diyorsunuz. Bu köpeklerden maksat,rical-i İstibdad mı?.Kediler,meydanı boş buldu diyorsunuz. Yani aklınızca meydan ittihatçılara mı kaldı demek istiyorsunuz?Ahval, böyle giderse kedileri de adaya sevk etmek lazım gelecek diyorsunuz.Yani İttihatçılar da istibdadçıların yolunu tuttu,bu akibet onların da başına gelecek demek değil midir? Ertesi sabah gördümki, haberim gazetede yayınlanmamıştı. ENİS TAHSİN TİL