28 Şubat 2026 Cumartesi

ÜNSAL HOCA DİYOR Kİ....

Ünsal Oskay ,konuk konusmaci olarak geldigi bir ders/sohbet toplantisinda, sorulan "hocam, x sehrinin emniyet muduru rusvet alirken yakalaniyor, bir sure merkeze aliniyor ve ceza verilecegine ilerleyen gunlerde bir de bakmisiz ayni adam daha buyuk bir ile emniyet muduru olmus.. nasil olur bu, nasil aciklanir" sorusuna şu cevabı verdi. - arkadaslar hayatinda cobanlik yapmis olaniniz var midir bilmiyorum ama cobanlikta bir kaide vardir. inegi otlatirken hep tarlanin ayni yerine gotururseniz bir sure sonra inek oradaki otlari yemez olur. bu yuzden isi bilen cobanin inege gezdirmesi gerekir. devletimiz de bu kaideyi gayet basarili bicimde uygulamakta, inegi gezdirmektedir. "ben böyle düşüneceğim, siz şöyle düşüneceksiniz. ama yanyana geldiğimizde gırtlak gırtlağa gelmeyeceğiz. coğrafya bir, yemeklerimiz bir. pastırmalı fasulyeyi kim sevmez yahu?!

İŞGAL ,MİLİYETÇİLİĞİ ARTIRIR

Peride Celal, büyük bir romancımız, bir gün bana bu konuda şöyle bir şey söylemişti “Tabii ki farklı düşüneceğiz, iki ayrı kuşağız.” dedi ve devam etti “Siz benim kadar Türkçü olamazsınız. Çünkü neden? Siz daha eleştirel bakabilirsiniz ama ben İstanbul’daki donanma gecesi evime nasıl koştuğumu hatırlıyorum.” dedi. SELİM İLERİ

MARGARET TRUMP

Erkekleşen kadınlarla ilgili şöyle bir anekdot var. Margareht Tecaher'in katıldığı bir ödül töreni televizyonda verilmektedir. Sosyalist Yönetmen Ken Loach ve arkadaşları birahane de bu töreni izlerken başbakanın büyüsüne kapılan bir müşteri, Ken Loach'a laf atar: --Hey Ken, böyle bir oyuncun olmasını istemez miydin? Sarsılmaz bir otorite, güçlü bir figür..Ödül bile kazandırırdı sana. --Evet der yönetmen. En iyi erkek ödülünü alırdı. donald Trump'un barış ödülü almak istemesi aklıma margeret teacheri getiriyor. Oda çalışmak özgürleştirir diyerek grevleri yasaklamaya kalkmıştı. Bu da kargaşa ile barış getirmeyi umuyor. w.i.ROBİNSON

TOKATLI LE'ALİ

Mesihî gökten insen sana yer yok / Yürü var gel Arap'tan ya Acem'den,diye yüksek sesle tepki göstermişlerdir. Le'âlî Tokat'ta doğmuş büyümüş Le'âli, bir süre Tebriz'de eğitim görmüş ve Herat'ta Molla Câmî'nin yanında bulunmuş bir din alimi. Yaşadığı dönemde İstanbul aydınlarının ilgisini çekmiş. Ama asıl ilginin Arap ve İran taraflarından gelenlere gösterildiğini fark edince Tokatlılığını gizleyip Acem olduğunu söylemiş. Hafızasındaki binlerce beyit, anekdot, güzel konuşma yeteneği ve hoş sohbetleriyle kısa süre içinde İstanbul kültür muhitlerinde tanınmış. Hatta Fatih Sultan Mehmed'in meclisine katılıp onun bazı iltifatlarına nail olmuş. Hatta İstanbul'da Yedikule civarında bulunan Kılıç Baba Tekkesi Sultan tarafından kendisine verilmiş. Bu sayede şöhreti ve imkânları artan Le'âlî'nin bir müddet sonra Tokatlı olduğu, Acem olmadığı anlaşılınca elindekilerin tümü alınıp padişahın meclisinden de uzaklaştırılmış. İstanbullu alimler, Mesihi gökten inse sana yer yok, Yürü var gel Arap'tan ya Acem' den diye tepki göstermişlerdir.

KATİL RESSAM

Rafet Ekiz, iyi ve gırgır bir ressamdı. Atölyesinde uzun süre çalıştıktan sonra bir taksiye atlamış, Asmalımescit’e Yakup’a gelecek. Ama resim çizerken giydiği önlüğünü çıkarmayı unutmuş. Önlüğün önü tamamen kırmızı boya sıvalıymış. Taksici tedirgin olmuş. “Abi kasap mısınız?” diye sormuş. Rafet de “Nereden çıkardın?” diye karşılık vermiş. “Önlüğünüzün önü hep kan” demiş şoför. “Haa o mu!Demin birini öldürdüm de!” diye cevaplamış Rafet. Taksici sanırım para bile almadan Rafet’i bırakmış, son sürat kaçmıştı. İHSAN KURT

RAMAZAN DELİSİ

Delinin biri iftar yemeğine davet edilmiş; ama masada hiçbir şey yemiyormuş. Neden yemediği sorulunca da cevap vermiş: “Buraya sadece yemek yemeye gelmişim gibi görünmesini istemem, demiş.

27 Şubat 2026 Cuma

TÜRKÇE DE ELEKTRİK KESİLİRSE..

Askerliğini tamamlayıp köyüne dönen Emê askerde öğrendiği birkaç Türkçe kelimeyle etrafındakilere sürekli hava atmaktadır. Bir gün elektrikler kesilir ve eşi Emê'ye “Emê tu dikarî di tariyê de jî bi Tirkî biaxivî- emê sen karanlıkta da Türkçe konuşabilir misin? ) diye sorar. MIHAMMED ŞARMAN

İMDAT

“Sovyet döneminde parti toplantısı yapılıyor. Katılımcılardan biri, Abram Semenoviç, elini kaldırıyor. “Sen otur” diyorlar. Anlaşılan o ki, yerel basından. Bir daha el kaldırıyor, “Sen otur” diyorlar. “Sadece tek bir kelime söyleyeceğim” diyor. “Bir kelime söyle” diyorlar. Kalkıyor ve “İmdat” diyor.

ÇİFTE VATANDAŞ

1990'larda Berlin'deki Türk konsolosluğuna pasaport uzatmaya gitmiştim. Yaşlı bir teyze de orada bekliyor. Sohbet ettik. Alman pasaportu almış, şimdi yeniden Türk vatandaşlığına dönüş yapıyormuş. Yani çifte vatandaş olacak. Neden? dedim, madem Türkiye'ye dönmeyeceksin? - Evet, dedi, dönmeyeceğim. Ama döneceğim bir vatanım olduğunu bilmek güzel bir şey. DİLEK ZAPTÇIOĞLU

ANLADIN MI?

tarık buğra, tanpınar’ın * fakültedeki dersine girer ; konu ali suavi’dir. fakat nasılsa önce bilgin haxley’den söz eder, ondan romancı huxley’e geçer, derken amerika’ya atlar, kısacası tanpınar çağrışımların peşine düşmüş, fındıklı’daki binanın küçük dershanesinde sürekli yürüyerek, arada bir gözüne kestirdiği talebeye “anladın mı” diye sormaktadır. bir seferinde aynı soruya muhatap olan tarık buğra hiç tereddüt etmeden “maalesef” i yapıştırır. bir an duraklayan büyük yazar dersine devam eder, ders bitiminde tarık buğra’nın koluna yapışıp “gel” der, “sen akıllı bir şeye benziyorsun !” birlikte odasına giderler. bu hadise tarık buğra’ nın tanpınar’la dostluğunun başlangıcıdır. BEŞİR AYVAZOĞLU

YALI'NIN NAZAR BONCUĞU

1860’lı yıllarda Yusuf Kâmil Paşa Bebek’te bugünkü Mısır Konsolosluğu’nun yanında Paris Operası mimarı Charles Garnier’ye denize 90 metre cephesi olan pembe boyalı muhteşem bir yalı yaptırır. Yusuf Kâmil Paşa’nın yeni yalısı için yaptığı bir davet sırasında davete katılanlardan biri, “Paşam, bu yalı için bir de nazar boncuğu lazım,” der. Davette bulunan Âli Paşa hemen yanındaki eskimiş yalısını göstererek, “Aman efendim ne hacet, bendehane nazar boncuğu vazifesini ifa eder,” diye nükteli bir cevap verir.DR. SİNAN GENİM

GREV

1970 li yıllarda grevlerle ilgili Necip Fazıl 'ın yeşil sermaye yanlısı görüşü:  emekçiyi evlat kabul eden mü’min sermayeye güvenmek lazımdır . 

21 Şubat 2026 Cumartesi

ELEŞTİRMEN SEVİLMEZ

İrlandalı tiyatro yazarı Brendan Behan’ın  eleştirmenler için kullandığı “hadımağaları” benzetmesi eleştirmenlerin ne denli sevilmediğini göstermesi açısından manidar bir örnek olmuş:  “Eleştirmenler haremdeki hadımağaları gibidir. Onlar her gece oradadır. Her gece ne yapıldığını görürler. Her gece nasıl yapıldığını da görürler Ancak aynı şeyleri kendileri yapamazlar.”(s.21) TUNCAY ASLAN

YÖNETMEN FANTEZİSİ

Atilla Dorsay’ın bir programda Yol filminin yönetmeni olarak Yılmaz Güney’i gördüğünü söyleyip Şerif Gören’in daha sonra Yol düzeyinde bir film çekememesini de bu duruma örnek göstermesi üzerine Şerif Gören, Atilla Dorsay’ı tehdit eder. , “…öldüreceğim onu. Siz inanmıyorsunuz ama bu işi yapacağım. Hem de işkence ederek ve her şeyi kameraya çekerek öldüreceğim.  Son filmim ve en iyi filmim olacak.” (s.120) TUNCA ASLAN

YERSİZ ŞAKA

Durmuş Hoca,tütün tiryakisidir. Cami karşısındaki çayhanede beklerken akşam hazırlığı 2 sigara sarar. Müzezzin minareden ininceye dek iftar bile yapmadan vakit kazanacak,sigara içecektir. Bu huyu bilen biri hoca'nın önünü keser. -,Danışasım var hoca, Hoca," sırası mı? " der. Kıyamaz. "Hadi sor" der. Adam, --karım,anamla geçinemiyot. Hoca kısa keser. --karını boşa. ,--Ama anam da rahat durmuyor. --Ananı bırak. --Ama hoca ana bu bırakılır mı? Hoca fema sinirlidir. -,Ulan pezevenk bu iftar saati sana ne diyim? Ya karını bırak,ya ananı,ya da beni bırak der. Sigara içemeden mihraba koşar. ÜNAL KALAYCI--FIKRALARDAKİ MARAŞ

16 Şubat 2026 Pazartesi

BODRUM VE ŞİİR

Didem Mamak'a bir sohbette sorulur: --Bodrum katında yaşamaktan memnun musun? --Rutubet dayanıldığı sürece şiir yazmak için iyi yer der.

REFİK HALİT VE RUM TİYATROSU

Refik Halid Karay, keskin gözlem yeteneği ve mizah duygusuyla tanınan bir yazardır. Bu anı, Osmanlı'nın son döneminde İstanbul'daki sanatsal ortamı ve kültürel kaynaşmayı gösterir. Refik Halid, bir akşam Beyoğlu'nda, dönemin popüler tiyatrolarından birinde oyun izler. Oyun bittikten sonra kuliste, Rum asıllı, yetenekli ve yakışıklı bir tiyatrocu ile tanıştırılır.Tiyatrocu, Refik Halid'e hayranlığını dile getirir: "Efendim, yazılarınızı büyük bir zevkle okuyorum. Kaleminiz çok kuvvetli. Ama..." diye duraksar. Refik Halid merakla sorar: "Ama ne?" Rum tiyatrocu, hafif aksanlı bir edayla cevap verir: "Ama Efendim, sizin gibi büyük bir yazarın, o kadar güzel Türkçe yazıp, buna rağmen benim gibi bir Rum'dan daha çirkin olması... gerçekten büyük haksızlık!"

GAGMAM

köylü bir abimiz tarlada çalışıyormuş derken öğlen sıcağında yorulunca şuracıktaki ağacın *dibine oturmuş o sırada bi karga gelmiş karga; -gag. demiş adam; -gagmam burası benim tarlam.. demiş *

YOKSUZLUK

Sunucu Neşet Erta'şı ve şarkısını anons eder. --Bir ayrılık,Bir yoksulluk, Bir ölüm Neşet Ertaş, araya girer. --Yoksulluk değil, yoksuzluk !Öyle derin bir yoksuzluk ki;Yok bile yok !

ADALETTE BİRLEŞMEK

Maria Guevara adında Faslı bir kadın, Che'ye mektup yazar ve akraba olup olmadıklarını sorar.! Che şöyle cevap verir: ''Çok yakın akraba olduğumuzu sanmıyorum; ama dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir haksızlık yapıldığında öfkeden titreyebiliyorsanız yoldaşız demektir ki, bu da akrabalıktan daha önemlidir.

11 Şubat 2026 Çarşamba

Hak edilen isimler

Kolombiya da yerel bir mafya bir reisi tüm çocuklarının isimlerini değiştirip, putin,trump, netenyahu, kim yong koymuş. Gerekçesi de Bunlar cesur insanlar. Oğullarımda onlar gibi cesur olsunlar istedim. Es Şara ismini de koyacaktım ama küçük oğlum biraz kız gibi. Adama ayıp olmasın istedim demiş. ( Reddit.com)

6 Şubat 2026 Cuma

İRADE-İ SENİYE

Evkaf-ı Hümayun Nezaretinde görevli bir hafiye, saraya jurnal olarak şu yazıyı göndermektedir: Beyazıt dolaylarındaki bir vakıf arsasına el atan Deniz Kazancı Yüzbaşılarından Abdullah Ağaya adı geçen yeri boşaltması için Vakıf görevlileri İrade-i Seniyeyi ilettiklerinde Abdullah Ağa, --Ben böyle İrade-i Seniyyeyi ...diyerek padişahımıza dil uzatmıştır. AMERİKALI TOLSTOY--SALAH BİRSEL

İNSAFSIZ AKTÖR

Lemaitre, iyioyunculuğu yanında kendini beğenmiş biridir.Afişlerde adının küçük puntolarla yazılmasından şikayetçidir.Tiyatro müdürü, --Peki öbür oyuncuların adını nereye yazalım? diye sorduğunda; Lemaitre yol önerir. --Afişin arkasına ! (AMERİKALI TOLSTOY--SALAH BİRSEL)

3 Şubat 2026 Salı

BÜYÜLÜ SÖZ

Şair ve yazarlarla konuşurken dikkatli olmak gerektiğini zamanla anladım. Düzgün söylenmiş, ses olarak büyüsü olan konuşmaara dikkat kesilirler. Ferit Öngören tam hatırlayamadığım bir dize yazmıştı. Sanırım şöyle bir şeydi: Benim amcam keman çalar her hususta... Cemal süreya da buna bayılmış, --Sen nasılsa şair değilsin. Şunu bana ödünç versene demişti. Ferit 'te vermem diye diretmişti. Bu yüzden küs kaldıklarını hatırlıyorum. ŞAİRANEDEN ŞİİRSELE-MURAT BELGE

ORTA İYİDİR

Ercümen Ekrem Talu,Babıali yokuşunu çıkarken tanınmış hanım romancılarından birine rastlar. --Ayol, nerdesiniz? Ne zamandır görünmüyorsunuz? --ah Ercüment bey der kadın. Bir ayağım İstanbul da, bir ayağım Ankara da. Ercüment bey,gülerek, -- desenize,Tam da Eskişehir'e yerleşilecek zaman ! türk nüktecileri

ODUN İHALESİ

Ercüment Ekrem Talu, Devlet memurluğu esnasında dairenin ısınması için şehir emanetine başvurur. Yakacak odun istemektedir.Ancak şehremini ile münakaşaya tutulur.Gazeteye ilan verir. --...Kilo ile odun alınacaktır. İhale, falanca tarihte açılacak olup,odunun numunesini görmek isteyenler Emanet makamına müracaat etsinler.. NECDET RÜŞTÜ EFE

KÖPEK SADIKTIR..

Nefi, Kendine köpek diyen Molla tahir için aşağıdaki beyiti yazar: Tahir efendi bana kelp demiş, İltifadı bu sözde zahirdir. Şafii mezhebim ,benim zira İtikadımca kelp tahirdir. Bu beyit çok beğenilir ve herkesin diline düşer. Adı Tahir olan çokça bir kesim rencide olur. İsmini değiştirmeye kalkanlar bile vardır. Bu dönemde Vefa sultanisinde öğretmen pepeme Sadık, meslekdaşı Tahir Mevleviye takılır: --Şafii mezhebinde Köpeğe tahir diyorlarmış, doğru mudur Tahir bey? Tahir bey ,altında kalmaz. --Sualinizin cevabını bilmem de ,herkesce malum olan tek doğru, köpek sadıktır !.. TÜRK NÜKTECİLERİ

NAMUSLU KIZLAR

SÜrekli şiirlerini öven şair,Süleyman Nazife de aynı şeyleri tekrarlar. --Bu şiirler, benim ilhamımın kızlarıdır.. Süleyman Nazif,gülmüş. --Bit tabii. Hatta namuslu kızlar olduğuna şehadet ederim. Henüzkimsenin diline düşmediler.. TÜRK NÜKTECİLERİ

ELDEN MEKTUP..

Atatürk, sık sık takıldığı Paşa Kazım'ı çağırmış. --Bak paşa, sana birmektup vereceğim. Bunu Rafet Paş'ya teslim edeceksin.Sakın unutma, gözünü çıkarırım demiş. Paş da , emrin olur deyip, mektubu cebine koymuş ve beklendiğigibi unutmuş.Aradan günler,aylar geçmiş. Bir gün İstasyonda Gazi paşa ile Rafet paşa'yı konuşurken görünce;mektup aklına gelmiş. Tam sıvışacakken,Gazi ile göz göze gelmiş.Paşaların yanına gidip,selam çakmış. Rafet paşa'ya, --Paşam, Gazi hazretleri size bu mektubu yolladılar demiş. Atatürk, --Vayyy sen daha mektubu vermedin mi ? diye şaşırınca, --İnanmazsınız diye gözünüzün önünde vereyim diye bu günü bekledim paşam demiş. TÜRK NÜKTECİLERİ

TELGRAF -TELEFON

Yusuf Ziya Ortaç,telefon konusunda titizdir.Uzun süre meşgul edilmesine katlanamaz. Bir gün evi arar. Eşiyle konuşCktır. Telefon meşgul. Sonra tekrar arar. Yine meşgul. Anlarki kızı,arkadaşlarıyla konuşmaktadır. Yan odadaki idare müdürüne seslenir: --Ahmet bey ! Bizim eve telgraf çek.Gülden telefonu kapasın. Annesiyle görüşeceğim.NECDET RÜŞTÜ EFE

SARHOŞ ÇİFTESİ

Neyzen ,sarhoş birinin saldırısına uğrar. Sesini çıkarmadan yürür.Yolda arkadaşı sorar: --Niye karşılık vermedin? --Ne yapsaydım ?der şair. --Sana bir hayvan çifte atsaydı, sen ne yapardın? TÜRK NÜKTECİLERİ

ÜMMİ AZRAİL

Neyzen Tevfik'in İstanbul valisi Muhittin Üstündağ'ın kendisine tahsis ettiği belediye yardımını almak için muhatap olduğu kimse işinde titiz olan yaşlı bir muhasebecidir. Neyzen onunla igili dostlarına şöyle şeyler anlatır: --Bu adam kırtasiye düşkünüdür. Azrail'e bile makbuz almadan canını teslim etmez. Tabii, azrail de bizim yeni alfabeyi bilmediğinden ,imza atamadığından bir türlü ölemiyor vesselam.