27 Eylül 2025 Cumartesi

HIYAR KOMUTANIM

Libyalı pilot adaylarına türkçe dersler veriyorum. Benden önce derste gürültü yapan öğrencilerden birine Yüzbaşı, çıkışıyor.Pilot adayı Rida el Murtadi'ye, --Sen mi gürültü yapıyorsun? deyince, Murtadi, --Ben konuşmuyorum hıyar komutanım diye cevap veriyor. Yüzbaşı, küplere biniyor.El Murtadi üzülüyor. Olayı öğrenince ben araya giriyorum. --Hıyar değil, hayır diyeceksin Murtadi deyip olayı yatıştırıyorum. ABDULLAH kırkık -

Bİ İÇE GANİMET

izmir'i kurtaran askerlerimizden bazıları terk edilen Rum evlerine girmiş, buldukları altın,gümüş gibi değerli eşyaları ganimet olarak almışlardı.Bu askerlerden Yenipazarlı Mustafa çavuş,memleketine döndüğünde hemşerleri, --Eee çavuşum, sen ne aldın,ne buldun? dediklerinde Mustafa çavuş,anlatmaya başlar. --Bi eve girdim.Saray gibi ev.Kapıyı açtım, bi oda küna.Öteki kapıyı açtım,bi içe ceviz, ötekini açtım bi içe incir. Oturup bol bol yedim. --Peki hiç altın, gümüş yok muydu? --O gada küna,ceviz, incir duruken altını gümüşü netcen ben demiş.ABDULLAH KIRKIK

26 Eylül 2025 Cuma

BİNANELEY ERKEKLER...

İncirler de döllenme sağlayan iğlek dediğimiz ağaçlara halkımız erkek iğlek ya da kısaca erkek der. Son yıllarda bolca üretilen iğlekler para etmiyor. İğleğin fazlasını reçel marmelat yapacağımız bir tesise ihtiyacımız var. Bu amaçla Süleyman Demirel,Aydın'ı ziyaret ettiğinde halkımız bu isteğini dile getirir: --Sayın genel başkanım, Kuyucak erkeği ile ünlüdür. Gelin görünki erkeğimiz artık para etmiyor. ( Gaçıverdik Efem)

24 Eylül 2025 Çarşamba

EVLİYA NESİN

Aziz Nesin, Maden-iş sendikasının 1977 grevini eleştiren bir yazı yazması sonucu, sendika üyelerini kızdırmıştı. sendika üyelerinin katıldığı, bir nazım hikmet anma gecesinde, işçiler, "aziz nesin!... sen nesin?... diye slogan atarlar, tanıyanlar aziz nesin'i şimdiye kadar hiç böyle sinirlendiğini görmediklerini söylerler. bu tekerlemenin moda olduğu günlerde, can yücel, bir gün aziz nesin' in ardından böyle bağırılmasına sinirlendiğini görünce; -allah aşkına niçin sinirleniyorsun aziz? dedi. çocuklar kötü bir sey söylemiyorlar ki... seni kutluyorlar aslında. biliyorsun, ingilizce, fransızca "saint", aziz demektir, evliya demektir. "sen" diye okunur. yani "aziz nesin, sen nesin?" diye bağırıyorlar, azizliğini vurguluyorlar. "aziz nesin! saint nesin.!." diye bağırıyorlar. yani fransızca bağınyorlar. "aziz nesin!... evliya nesin!..." diye bağırıyorlar. DEMİRTAŞ CEYHUN-ASILACAK ADAM

ANKARA HAVASI

Sovyetler dağılınca Ankara'ya gelen Rus kadınlar, Çankaya caddesindeki bar ve pavyonlarda revü gösterileri yapıyorlardı. Rüzgarlı sokakta ki Maydanoz Klübün işletmecisi Asıl Artun,kuğu gölü balesi sahnelemek için gelen sanatkarlara,önce eğlence olsun diye Sincan havası oynatmaya başladı. Rus kadınlar, bir kareoğrafisi,disiplini olmayan, sabaha kadar oynasalarda yorulmadıkları bu oyunu sevdiler. İş adamı ,yerel televizyonlara ilanlar verdi.Bu tür mekanlar birdenbire kalabalıklaştı. Ankara havası ,tüm ülkeye yayıldı.HAKAN KAYNAR-100 DUBLEDE CUMHURİYET TARİHİ

19 Eylül 2025 Cuma

YANLIŞ KELİME

Mark Twain'e , yeni bir yazar adayı kitabının taslağını vererek düşüncelerini sorar. Twain, Birkaç gün sonra tekrar karşılaştıklarında şunları söyler. --Bu kitabı baştan sona okuyun ve o yanlış kelimeyi yazıdan çıkarın der. --Hangi kelimeyi? sorusuna da şöyle karşılık verir. --Onu da siz bulacaksınız.

GECE GÜNDÜZ BOŞ ÇEKMECE

Balzac, ünlü olmadan önce paris'in en bakımsız ve tehlikeli mahallesinde çatı katı bir dairede yoksulluk içinde yaşarken bir gece evine hırsız girer.Hırsız,masa çekmecesini açmaya çalışırken uyanan Balzac, hırsıza çıkışır. --Sahibinin gündüz bile zırnık bulamayacağı bir çekmecede gece vakti para bulmak için göze aldığın bu riske şaşıyorum.

ŞEKİLLİ ŞEYLER

Fethiye de deniz kenarında müstakil bir ev alan İstanbullu iş adamı ,evini mimarlara yeniden restore ettirir. Bu arada evdeki restorasyonu ilgiyle izleyen yaşlı bir fethiyeliye daha yapacaklarını anlatır. --Daha bitmedi Hüseyin amca. Evin önünü deniz mavisine,arkasını da dağ yeşiline boyatacağım. Adam ise şaşkındır. --Ne biliim oğlum der. Ben zaten evin önünden denizi,arkasından dağı görüyorum.Benim aklım ermez bu şekilli şeylere.

18 Eylül 2025 Perşembe

MİZAH DERGİSİ

Toplum hayatında mizah dergilerinin önemine dair güzelbir anekdottur. ...Ankara da Atatürk'ün huzuruna çıktık. Ban dedi ki; Başkomutanlık muharebesinin en zorlu anında bir aralık dinleniyorken,arkadaşlardan biri senin ''Evliyayı Cedit''dergisini getirdi. Br iki sayfasını okudum.Gönlümdeki üzüntü zail oluverdi. Kahkahalarla güldüm.Neşelendim ve biraz sonra harbe daha bir şevk ile atıldım. Sana bundan dolayı teşekkür borçluyum. ERCÜMENT EKREM TALU

ÇANDARLI ELÇİ OLDU

Çandarlı Halil Paşa'nın Fatih tarafından idam edilmesini tarihçi İbni Kemal, şöyle alaya alır: --İstanbul'un fethedildiğini müjdelemek için her memlekete birer elçi gönderiliyordu. Bu arada öbür dünyaya,Peygamberimize ve sahabilere de elçi göndermek gerekiyordu. Bu vazife de Halil paşaya düştü.

HIRSIZ VE SİYASETÇİ

iNGİLİZ Bir siyasetçinin evine hırsız girmiş. Koca ev de çalacak bir şey bulamamış. Gece uyanan siyasetçi,hırsızı görünce sormuş. --Kimsin sen? --Ben hırsızım demiş adam.Ama sizden çalacak bir şey bulamadım. --Boşuna uğraşma demiş siyasetçi.Benim herşeyim yasal yollardan alındı.Onları bulmak için meclis tutanaklarını incelemen gerekecek.

OKUYAMADIĞIM KİTAPLAR..

Umberto Eco'ya , ziyarete gelen bir öğrenci kütüphanesini göstererek sormuş, --Bunların hepsini okudunuz mu? Eco, gülümseyerek, --Ben sadece bir insanın ömrü boyunca okuyabileceği kadar kitap okurum demiş. Öğrenci şaşkınlıkla, --Ama kütüphanenizde binlerce kitap var? --Okitaplarınhepsi bir gün okuyabileceğim potansiyel kitaplardır.Benim için önemli olan onları okumak değil, onların var olduğunu bilmek önemli.İnsan okuyamadığı kitaplar kadar zengindir.

17 Eylül 2025 Çarşamba

ZOR, OYUN BOZAR

Falih Rıfkı Atay, ilginç bir anekdot aktarır: Kendisi, Bolu, Kocaeli ve Zonguldak valileri ve jandarma komutanları ile bir arada oldukları bir anda “belki yakınlarda şapka giymekliği” üzerine bir şey söyleyince üçünün de “Yooo.. işte bu olmaz” diyerek tepki gösterdiklerini; ertesi gün Atatürk’ün konuya dair açıklamalarından sonra aynı kişilerin, “hele bir kişi kalkıp itiraz etsin, görür gününü” dediklerini aktarır. Bu, aşağı yukarı bütün toplum kesimlerinin de tutumudur.

DİYABET ORUCU

fendim bir gün diyabetli bir hastaya diyetle ilgili tavsiyelerde bulunuyor yine Ercan beyimiz.. Hastanın fazla değil ama çok sık yemek yemesi gerekiyor. Sanırım şekeri çok yüksek ve Ercan bey yaklaşık bir saat durumu anlatıyor ve lafın arasında da amca sen oruç tutmasan iyi olur diyor. Hepsi hepsi bir cümle.. Adam dışarı çıkıyor eşi dışarıda soruyor ne dedi doktor diye.. adamın cevabı;--Bu doktorların hepsi komonist.. bana oruç tutma dedi..

1 BEYİNİN 2 YARISI

Başbakan Tansu Çiller, beyninin yarısını sık sık beğendiği bürokratlarla paylaşırdı. Onları onore etmek için, mesela Volkan Vural’dan “beynim yarısı” diye söz etmişti. Gerçi sonradan Osman Ünsal için de aynı ifadeyi kullandı, bu da doğal olarak iki yarısının başkasına ait olduğu bir beynin sahibi hakkında soru işaretleri oluşturuyor. ORAY EĞİN

İNSANLIK HAKKI..

Bükreş’te davet üzerine bir yaşlı müslümanın cenazesine katıldık.imam ,Müslümanlara döndü sordu: “Bu mevtadan razı mısınız?” dedi. Üç kere sordu. Biz de üç kere razıyız dedik. Döndü Romence, bu sefer orda bulunan, merhumun Romen arkadaşlarına : “Razı mısınız?” dedi Romence. Onlar da hep beraber bir ağızdan razıyız dediler. O güne kadar meğerse ben bir insanın razılığının, kul hakkının sadece Müslümanlar üzerinden olduğunu düşünüyormuşum. Demek ki bu Müslüman hakkı değil, insan hakkıymış.. Orada Müslümanlıktan insanlığa terfi eden bir zihniyete dönüştüm. MEHMET NACİÖNAL ARMAĞAN

TAHTA KURUSU

aBDÜLHAMİT DÖNEMİNDE YASAKLI kelimeler arasında tahta kurusu sözü de vardır. Gazetelerde bu sözcük hiç geçmezmiş. tAHTA KURUSU, ses olarak tahtı kurusun anlamını da andırabilirmiş.

PARA KARŞILIĞI ANLAŞMAZLIK

1697 de Kudüste ki, kutsal mezar konusunda rum ve ermeni cemati arasında anlaşmazlık çıkmış.Mahkemeye gitmişler.Parayı çokça seven kadı,her 2 taraftan da 5000 taler para alıp,''şimdi daha nizami tartışabilirsiniz'' deyip davanın sürmesine karar vermiş.

SOL'UN NAMUSU

70'li yıllarda Rauf Tamer, ''Sol'un namusu '' diye bir kitap yazmıştı. Sağ kesimin bazı uyanıkları da elence olarak Taksim'deki kitap evlerine gidip, "Solun namusu var mı?" diye sorar, "Yok" cevabını alınca mutlu olurlardı.CEMAL SÜREYA

ÇALIŞACAĞIZ DA İKLİM MÜSAİT DEĞİL.

Zamanında Muş Şeker Fabrikası müdürlerinden biri bir gün odasında ellerini arkasında kavuşturmuş, camın önünde durmuş bakıyor. Dışarıda göz alabildiğince kar. Aylardır durmamış. Babam odaya giriyor, hayırdır müdürüm diyor, iş yok mu? Müdür kollarını açıyor, “Cenab-ı Hak müsade etmiyor ki çalışak.” Sanki ofis dışında bir işimiz varmış gibi...ASLI PERKER

AKLA GELMEYEN

1982 Anayasası mimarlarından Prof. Orhan Aldıkaçtı, bir İngiliz meslektaşına sormuş. " Sizin, yazılı bir Anayasanız yok ama, Kraliçe, meclisi feshedip 3 ay içinde seçimleri yenileyebiliyor. Ya yenilemezse?"  Meslektaşı cevap ermiş: "Aaa bak Bu bizim aklımıza hiç gelmemişti." Adam daşga mı geçmiş, demokrasinin bir zihniyet meselesi olduğunu anlatmak mı istemiş karar veremedik.

9 Eylül 2025 Salı

KİTAP ADI..

Feyyaz Tokar, Radyo Söyleşilerini ''Günlerin getirdiği'' adlı kitapda birleştirdi. Ama,Nurullah Ataç'ın da aynı isimde 1946 da yayımladığı kitap var.Ne var bunda diyeceksiniz? Feyyaz Tokar, İngilre de yaşasa kitabına ''Hamlet'', Fransa da , 2''Madame Bovary '' isimlerini koyabilir miydi? İsim koyarken biraz daha dikkatli olmak gerekmez mi? CEMAL SÜREYA

KANAATKAR DİYOJEN

Diyojen,bir çeşme başında avucuyla su içen bir çocuk görmüş.Elindeki su kabını atıp kırmış. Soranlara da, --Benim fazla malım var demiş.

6 Eylül 2025 Cumartesi

CUNTA SAĞOLSUN

Bize anlatılan öykülerin birinde, Dersim’in köylerinden yaşlı bir dedenin hikayesi var. Dede askerlere yol tarif ediyor. Askerlerde “sağol” diyorlar. Dede “Biz yaşlandık. Bizim sağ olmamızdan ne olacak? Siz sağ olun, Cunta sağ olsun” diyor. Yeni tanıştığı ve nasıl kullanılacağını bilmediği Cunta sözcüğü ona dayak olarak geri dönüyor. İLKNUR YILMAZ

SÜLALE

12 Eylül darbesinde Annem haber bültenlerini kaçırmazdı. Televizyonlar da yakalanan anarşistler belli bir mizansen içinde teşhir edilir,Radyolarda “Falanca kod adlı şu, filanca kod adlı bu” falan diye uzun uzun isimler açıklanırdı. Annem bir gün radyo dinlerken  birden, “Vah, vah, hepsi de Kodadlı sülaledenmiş.” demişti.

AH ŞU ERKEKLER !

Leyla Erbil,bir buluşmalarında Bekir Yıldız'ın bir kitabını Adalet Ağaoğlu'na verir. Ve der ki; --Bekir bu kitabı arkadaşına götür. Gözü yazar görsün dedi. Ağaoğlu ile karşılıklı gülerler. Ağaoğlu, --Erkeklerin kendilerinden bu kadar hoşnut olmaları ne güzel diye de ekler.