31 Ocak 2026 Cumartesi
İLHAN BERK'İN HUYU !
Va-Nu, ''Bu dünyadan bir Nazım geçti '' kitabını yayınlayınca ,bir süre sonrada İlhan Berk, Şiirinde ''Bu dünyadan İlhan Berk geçti dedim, yürüdüm ''adlı dizeyi yazar.
Salah Birsel'e ''Bu günlerde ne yazıyorsun?'' diye sorduğunda,Salah Birsel, ''Boğaziçi'nin Gizli Tarihi ''ile uğraşıyorum '' der. Bir ay sonra dergide İlhan Berk'in yazısını okur: Şiirin Gizli Tarihi. (MURAT BELGE- ŞAİRANEDEN ŞİİRSELE)
.
MUSEVİ MENUHİN
Gazetenin bir gece sekreteri vardı. Önüne gelen yazıları bir editör gibi düzeltmekten kendini alamazdı. Bir gün bunun önüne Amerikalı Ünlü keman virtiözü''Yehudi Menuhin Türkiye^ye geldi''diye bir haber ulaşıyor. Bu da kendince düzeltmesini yapıyor:
Musevi Menuhin Türkiye'ye geldi !( ŞAİRANEDEN şİİRSELE--MURAT BELGE)
30 Ocak 2026 Cuma
2000'e MEKTUP
PTT’nin vatandaşlara mektup yazma alışkanlığı kazandırmak ve mektup kavramını canlı tutmak için 1986’da başlattığı “2000 Yılına Mektup” kampanyasında vatandaş Bayram Kaya mektubunu 27 Ekim 1987 günü İstanbul, Aksaray’dan postaya veriyor ve zarfa"İlk Türk uzay adamına verilecektir” ibaresini yazıyor… 2000 yılında teslim edilmesi gereken mektup teslim edilemiyor… Türkiye’den uzaya giden bir astronot aranıyor.sahibine ulaştırılamayan mektup, Ulaştırma Bakanlığı’nda düzenlenen bir törenle Kazakistanlı astronot Toktar Aubakirov’a veriliyor. Törene, mektubu yazan ve 1999'da vefat eden Bayram Kaya’nın eşi Esin Kaya ile oğlu Murat da katılıyor! AYŞE HÜR
REFİK HALİT KARAY'A GÖRE DİVAN EDEBİYATI
Nedir divan edebiyatı? Bütün kuvvetlere karşı kuyruk sallama!
Önce Allah korkusuyla 'tevhid',
peygamberden şefaat ümidiyle 'naat',
padişah ile sadrazamdan ihsan ve memuriyet umarak 'kaside',
yine hoşa gitmek için bina ve çeşme tarihleri ...
Ölenlere de vereseden bir şey koparırım diye 'mersiye!'
Ayıp, edeb yahu Şiir bu mudur? (refik halit-karga bana dedi ki)
HİTLER SÜRGÜNDE
Hitler intihar ettiği halde onun ölümüne hala inanmayan naziler varmış. Bu fıkra da onlar için uydurulmuş.
Hitler, ölmemiş. Arjantin'de sürgünmüş, neonaziler dünyayı yeniden fethetmek için sahneye dönmesi konusunda ikna etmeye çalışıyorlarmış, o tereddüt ediyormuş, uzun uzun düşünüyormuş, çünkü onun da yaşı kemale ermiş ama sonunda karar vermiş ve şöyle demiş,
---ama bu sefer kötü davranacağım, tamam mı?"
BİR ŞEY İSTEME BENDEN
Niğdeli süliman'a İstanbul'dan yakın dostu mektup yazıp kendisine bir çuval misket elması göndermesini istemiş, Sülman mektubu ciddiye almamış bile, birkaç ay sonra arkadaşı ile Yolda karşılaştıklarında
--Hani bana elmayla ilgili bir mektup göndermiştin ya ..... işte o mektup bana ulaşmadı demiş.
İNATÇI LAZ
hoca memet eldi
Nasıl?
acından eldi
Heç bi laz acından elmez.Bilseydik yardım ederdik
utandi demağa?
Gördün mü bak. Acından değil,inadından elmüş
AH ŞU KOMÜNİSTLER..
"Çekyada bir sanat galerisinde, Hz. Isa'nın çarmıhlı resminin önünde yaşanan şu sahne ilginçtir:
Bir öğrenci resme bakarken, "Bunu İsa'ya kim yaptı ki?" diye mırıldanır. Yanındaki arkadaşı seslenir:
"Komünistler!" (Fleishman, 2003: 1).
NOKTA İLE VİRGÜL
Öğrenci sormuş:"Ögretmenim, noktalama işaretlerini kullanmasak olmaz mı?"Öğretmen cevap vermiş:
"Evladım, ciddiyet bir noktanın, bir virgülün konmasından başlar. 'Bir nokta olmasa ne olur?' diyen kafa, 'Bir cümlede, bir kelime yanlış yazılmış olsa ne olur?', 'Bir paragrafta bir cümle yanlış olsa ne olur?', 'Bir yazıda bir paragraf yanlış olsa ne olur?' da der. Bu, hayatın her alanına yayılır ve böyle sürüp gider.Bir moda çıktı. “Hızlı kitap okuma tekniği!” diye. Kurslarını bile açtılar. Hızlı değil, verimli okumak! önemli olan bu. Hızlı okumak aynen hızlı yemek yemeye benzer. Ne konursa masaya yutuvermek. Marifet midir? Unutulmasın ki vücutlar gibi zihinler de fesada uğrar.
TEMBEL TERZİ
Adamın biri terziye bir ceket sipariş etmiş.Aradan epey bir vakit geçtiği halde ceketten haber yok. Adam ne zaman sorsa ceketin ahvalini Terzi : " Az kaldı." dermiş.Adam en sonunda daha fazla dayanamamış ne kadar kaldı ? Neresi eksik kaldı ? diye sormuş. Terzi :
" Az kaldı bitecek . Kolu yakası , önü arkası " diye cevap vermiş.
29 Ocak 2026 Perşembe
AVCI
Arkadaşım, biz harbe girdiğimiz için Rusya’nın yıkıldığını, hiç olmazsa o beladan kurtulduğumuzu söyleyince, ev sahibi de bir fıkra anlattı: Berlin elçimizi bir hususi ava davet etmisler. Ormanda onu da bir kayabaşına yatırmışlar. Kendi avlayacağı ayının hangi taraftan geleceğini de göstermişler. Elçi sapsarı kesilmiş. Gözünü yola dikmiş. Hem bekler hem de içinden avın yolunu şaşırıp bir baska yana gitmesine dua edermiş. Derken koskoca bir ayı homurdanarak çıkagelmez mi? Bizim elçi sendelemiş, kayadan yuvarlanıp düşmüş. Fakat tesadüfe bakınız ki elindeki tüfek taşa çarparak ateş almış ve ayıyı tam alnından vurmuş. Herkes şaşkın şaşkın üstünü başını temizlemeye uğraşan elçimizin yanına gelmişler, nişancılığını tebrik etmişler.
Bizim de Rusya’yı yıkışımızın hikâyesi böyleydi. Sonra: "O da mahvoldu, fakat ben dahi elden gittim!" mısraını söyleyerek bir kahkaha attı
FALİH RIFKI ATAY -ÇANKAYA
BARBARLIK TARİHİ
Bir kızılderili reisi, ispanyaya davet edilmiş. Reis, Madrid havaalanında uçaktan inip toprağa ayak bastığında, ciddi bir şekilde:
- İspanya’yı keşfettim, demiş.
Reisi karşılayanlar şaşırmışlar:
- aman efendim ne keşfi, biz buradayız ya, burası İspanya, demişler.
Bunun üzerine Kızılderili reisi şöyle cevap vermiş:
- iyi de siz Amerika’ya geldiğinizde de biz Amerikadaydık!
28 Ocak 2026 Çarşamba
ÖTEYE MİSAFİRLİK
Kurban Osep efendi büyükbamın yakın dostuydu. Çokça bize yatıya gelirdi. Bir gün dedeme,
--Hakkı efendi,ne güzel buradaki misafirlik hakkıma halel getirmiyorsunuz. Bari ,öte dünyaya giderken beni de yannızda misafir etseniz paşam?
Dedem, hristyanlığını hatırlatarak;
--Yooo...Otoprağı kaldıramazsın Osep efendi. Yadırgarsın.
Cevabını alınca,
--Öyleyse , siz teşrif buyurun bizim tarafa sözleriyle takılırmış NECDET RÜŞTÜ EFE
DOST BAŞA...
Keçecizade Fuat paşa,Fransa seyahatinde şerefine verilen bir davette tuvaletten çıkınca pantolonunun bir düğmesini iliklemeyi unutmuştur.Fransa hariciye nazırının karısı, pantolonu işaret eder. Kahkayla,
--Ekselenları , bu gece tuvaletlerini biraz ihmal etmişler.
Paşa, önünü düzeltirken kadına,
--Bizde bir söz vardır. Dost başa,düşman ayağa bakar derler. Siz bu ikisinin tam ortasına bakarak barışı seven Parisli bir kadın olduğunuzu ispat ettiniz matmazel der. TÜRK NÜKTECİLERİ
OSMANLIDA ŞÖVALYE GELENEĞİ
Fransa İmparatoriçesi Eugenie, İstanbul da ağırlanmaktadır.Sultan Aziz, kadınlara ikram edilen şarap kadehlerine başka el değmememesi için içildikten sonra kadehlerin denize atılmasını istemiş. Böyle bir şövalye geleneği varmış.Keçeçizade Fuat paşa, bu işi üzerine almış. Bu sıkıntılı günlerde milletin malını sırf gösteriş amacıyla denize atmaya kıyamamış paşa.Kadın , neyi kullandıysa sofradan alıp, denize atmış. Hem imparatoriçe onurlandırılıyor, hem padişah memnun ediliyor, hem de sarayın altında yayılan yaygı ile hazineyi korumaya çalışıyordur.
Paşa, bu oyunun ertesi günde devam etmemesi için padişaha açılır.
--Devletlim. O takımları denize atmadım. Ona sizin parmaklarınız da değmişti.
--İyiya. İkimizinde parmağı değince vacipolmaz mıydı atmak?
--Üstlerinde mübaarek ellerinizinn izleri bulunan şeyleri, bu kirli sulara nasıl atabilirdim? Sarayın tüm mecraları oraya akıyor.
--Haa..Orası da öyle ya demiş padişah. TÜRK NÜKTECİLERİ NECDET RÜŞTÜ EFE
-
TUHAFLIĞIN MEKTEBİ
Kavuklu Hamdi,hasta yatağında yatarken Macar doktor Konoş,ziyarete gelir. Hem muayene ederken bir yandan da konuşmaktadırlar. Doktor sorar:
--Raşim bey, hangi mektepten çıktınız? Hangi ustanın yanında oynadınız?
--Sokaktan çıktım. Bizim cami avlusunda , Fulya tarlasında oynadım.
Şaşırdı. Avrupa da oyunculuğun mektepleri varmış. Ben de şaşırdım.
Tuhaflığın da mektebi mi olurmuş? TÜRK NÜKTECİLERİ
26 Ocak 2026 Pazartesi
KİBAR ŞAİR
Alman şairi Heine, bir otelde kalırken lobide oturup gazete okumaktadır. O sırada yan taraftaki aile yüksek sesle konuşmaya başlar. Şair okuduğunu anlayamayınca onlara öfkeyle bakar ama aile oralı bile olmaz. Bunun üzerine şair kibar bir tavırla:
“Affedersiniz,” der. “Gazete okurken konuşmalarınıza engel olmuyorum ya?”
24 Ocak 2026 Cumartesi
BEREKET TANRISI
Bodrum da çalışırken bir kaç tane Priapos Bereket Tanrısı heykeli yapmıştım.Heykelin özelliğini bilmeyenler için anlatayım.Cinsel organı boyundan büyüktür. Gece bardan çıkan kafası kıyak bir kadın tezgahın önünde durup , heykeli göstererek ,
--Bundan 1 tane istiyorum. Ama bunlar küçük. Boyu 1,5-2 metre olmalı. Bahçemde güzel durur dedi.
--Hanımefendi dedim. Bahçeniz büyük mü?
--İşte , Balkon boyutunda 2-2,5 metre kare kadar.
--Boyu 2 metre olan heykelin organı en az 3 metre olur. Bahçeniziz aşar, duvarı deler geçer dedim. heykeltraş AZİZ KAYADELEN
23 Ocak 2026 Cuma
ADET !
Koca Ragıp Paşa ile şair Fitnat Hanım , şarap içiyorlarmış. Fitnat Hanım,beyaz ipek bir elbise giymiş. Şiirden , sanattan konuşulurken, Fitnat Hanım bıçağı ile kadehe vurup billurun sesini dinliyormuş. Ragıp Paşa, uyarmış:
--Kadehi kıracaksın !
--Şarap içerken adetimdir diye karşılık vermiş Fitnat Hanım.
Az sonra da kadeh kırılmaz mı? Üzerinde ki beyaz elbise berbat olmuş. Paşa, haklılığını yüzüne vurmuş:
--Fitnat Hanım, adetinizi gördünüz mü? NECDET RÜŞTÜ EFE- TÜRK NÜKTECİLERİ
BEYAZ KAR
Enderunlu Halil, daha yoksullaşınca, kadın efendinin selamlığına yerleşir. Buradaki siyahi bir kalfa ,Halil bey'e gönül verir.Birgün siyahi kalfa,bir tabak dolusu karı ,üstüne üzüm pekmezi dökülmüş halde selamlığın bu kıymetli misafirine yollar.
Halil bey, bu tatlıyla gelen hizmetçiye,
--Teşekkür ederim ama ben beyaz karı daha çok severim diye karşılık verir. TÜRK NÜKTECİLERİ
İNCİR BÜYÜRSE..
Ebubekir Kani,çocukluk arkadaşı, Yeğen Ahmet Paşa sadrazam olunca gelen davetiye üzerine saraya uğrar. Ama eski dostluklarından eser yoktur.Paşa, sanki azametini ve gururunu sergilemek için çağırmıştır saraya. Uğradığı umursamazlık karşısında bir hikaye anlatmak zorunda kalır.
--Bir adam vaktiyle yediği amaismini unuttuğu inciri ararmış. ''Hani''demiş manava. ''İçi darı dışı deri bir yemişti o..''
Muzip manav, tezgahtan bir patlıcan uzatmış.
--Budur aradığın demiş.
Adam, patlıcanı ısırması ile yere fırlatan adam,
--Küçükken pek leziz idin. Büyüyünce pek tatsız bir şey olmuşsun. Eski dostum işte sen busun!
Bu ağır sözün karşılığı Limni sürgününe yollanmış . TÜRK NÜKTECİLERİ-NECDET RÜŞTÜ EFE
KISKANÇ ARKADAŞ
18 YÜZYIL ediplerinden Ebubekir Kani'nin çalıştığı dairede onun yazı hünerini kıskanan bir memur, Kani'ye hücum etmiş:
--Son mizahi esrin çok güzeldi. Onu sana kim yazdı?
Kani bey, elindekidosyayı bırakıp memura cevap vermiş.
--Burada senin yanında yazdığım kitaptı. Fakat kime okuttun da güzel olduğunu anladın? TÜRK NÜKTECİLERİ
22 Ocak 2026 Perşembe
ŞAPKA
Falih Rıfkı Atay, ilginç bir anekdot aktarır: Kendisi, Bolu, Kocaeli ve Zonguldak valileri ve jandarma komutanları ile bir arada oldukları bir anda “belki yakınlarda şapka giymekliği” üzerine bir şey söyleyince üçünün de “Yooo.. işte bu olmaz” diyerek tepki gösterdiklerini; ertesi gün Atatürk’ün konuya dair açıklamalarından sonra aynı kişilerin, “hele bir kişi kalkıp itiraz etsin, görür gününü” dediklerini aktarır. Bu, aşağı yukarı bütün toplum kesimlerinin de tutumudur.
HEYECAN BİTTİ.
Bir aralık çok dindar oldum. Her vakti camide kılmaya başladım. Ezan okunurken dehşetli heyecanlar duyardım.Kuş gibi hafifler, yere göğe sığmazdım.
Ne güzel ..Ne güzel.. Sonra?
Sonrası yok. O kadar işte! DR. RIZA NUR
SERİNLİK..
Temmuz ayında Urfa ya gelen bir turist yaşlı bir Urfalıya sıcaklardan şikayet eder.
Buralarda hava ne zaman serinler?"
Urfalı Amca: " Vallahi der, ya bir göçmen gelir, ona acırsın da vicdanın serinler, ya da bizim buralardan temelli gidersin de arabanın kliması serinletir! Bizim buralar, gönlün ve cebin serin olmadan serinlemez!"
DIŞARDAN DEMOKRASİ..
Çok uluslu şirketin CEO'su, bir Afrika ülkesinin devlet başkanıyla masaya oturur. Şirket, ülkedeki nadir madenleri çıkarmak istiyordur ama halk ayaklanmıştır.Başkan:
"Halkım çok kızgın, topraklarını vermiyorlar. Onlara demokrasi sözü verdim, şimdi ne yapacağım?"
CEO: "Çok basit Sayın Başkan. Onlara demokrasi verin."
Başkan: "Ama demokrasi verirsem madenleri işletmenize izin vermezler!"
CEO: "Yanılıyorsunuz. Bizim reklam ajansımız oraya gidecek. Önce iki tane parti kuracağız. İki partinin de liderini biz belirleyeceğiz, ikisinin de seçim kampanyasını biz fonlayacağız. Halk kimi seçerse seçsin, aslında bizi seçmiş olacak. İşte demokrasi budur; halk hangi kaşıkla yiyeceğine karar verir, ama çorbayı her zaman biz servis ederiz."
21 Ocak 2026 Çarşamba
EMPATİ
Prof .Dr. Mustafa Koç, neden eleştiri yazmayı bıraktığını şöyle anlatıyor:
Babamın hastanede son günleri. Televizyonda da belgesel var. O da oldum olası belgesel programları izlemeyi severdi. Bu da tam onun seveceği türden bir belgesel. Aslan kovalıyor, ceylan kaçıyor falan. Seyretsin diye onu tv ye doğru döndürdüm. Başını çevirdi. Baba ne oldu ? dedim.
--Artık ceylanın acısını hissediyorum dedi.
16 Ocak 2026 Cuma
ÖYLE BİR KOMŞULAR..
BU koşuluk durumunu anlamak mümkün değil. Dost desen dost değil,düşman desen hiç değil. Sorumsuzluk ve duyarsızlıkla karışık bir ara çeşit. Hep anlatırlar,
Muğlalı bir kadın, yolda yürürken ayağı takılıp düşen komşusunu görür. Yanına gidip yardım etmek yerine uzaktan bağırır:
— "Ayşe gıı, n'aptın orda? Öldün mü gari?"
Yerde acıyla kıvranan kadın cevap verir:
— "Öldüm Fatma, öldüm..."
Fatma teyze istifini bozmadan yürümeye devam eder:
— "İyi bari, ben de pazardan dönüşte helvanı yemeye gelirim gari!"
TEFRİKA İNCE MEMED
Yaşar Kemal, İnce Memed’in cüzler halinde gazetede yayımlandığı dönemlerde Adana’da bir kahvehanede oturmaktadır. Kahvehanedekiler Yaşar Kemal’in yazar olduğunu bilirler ama çoğu okuma yazma bilmediği için birisi gazeteyi alır, yüksek sesle herkese okurmuş.
O günkü bölümde, hikayedeki sevilen karakterlerden biri vurulur veya çok kötü duruma düşer. Kahvedeki yaşlı bir amca, elinde tespihiyle Yaşar Kemal’e yaklaşır ve kaşlarını çatarak sorar:
— "Vola Yaşar, doğru söyle... Bu Memed’in yanındaki uşak öldü mü?"
Yaşar Kemal biraz muziplik olsun diye: — "Valla amca, durumu çok ağır, herhalde ölecek," der.
Yaşlı amca masaya yumruğunu bir vurur: — "Bak hele! Ulan o uşak ölürse, yarın bu kahveye gelme! Yazacaksan adam gibi yaz, o fidan gibi genci toprak altına sokma. Elin kırılsın da yazama sakın o ölümü!"
Yaşar Kemal, yıllar sonra bu anısını anlatırken der ki:
"O gece eve gittim, oturdum. O uşağı öldürecektim aslında, kurgu öyleydi. Ama o ihtiyarın bakışı gözümün önüne geldi. 'Ulan' dedim, 'koskoca Çukurova’yı karşına mı alacaksın?' Kalemi elime aldım, adamı bir güzel iyileştirdim, yarasına ot bastırdım, ayağa kaldırdım. Ertesi gün kahveye gittiğimde ihtiyar yüzüme bakıp gülümsedi; 'Aferin lan Yaşar, adam olmaya başladın' dedi."
14 Ocak 2026 Çarşamba
EYALET-İ MÜMTAZE
İbnül Emin Mahmut Kemal, 1908 Meşrutiyet İnkilabından sonra,Kendisini pek garip bir vazifeye tayin etmişlerdi. Bir dostu yeni vazifesi için tebrike gelir.
--Eyalet-iMümtaze müdürlüğünüz için tebrik ederim.
Üstat güler.
--Şu senin Mümtaz Eyalet dediğin 600yıl ihmal ettiğimiz yurdun bir kısmı değil mi? Dostum ben Eyalet-i Mümtaze değil, Hayalat-i Mümtaze müdürüyüm.
TÜRK NÜKTECİLERİ-- NECDET RÜŞTÜ EFE
BAKAN VE GÖREN
Ressam ve milletvekili Şevkat Dağ,İstanbul da resim sergisi açar. Davetliler arasında hatırı sayılıroranda devlet adamları da gelir. Şevket beyi,Karikatürist Ramiz'e, gelen devlet ricalini anlatmaktadır.
--Maliye balanı geldi,Dış işleri, ,iç işleri, bayındırlık bakanları geldiler.Keşke bu kadar Bakan''' yerine, bir tane ''gören'' gelseydi der.
TÜRK NÜKTECİLER- NECDET RÜŞTÜ EFE
YABANZADE
Babanzade İsmail Hakkı bey,halim selim bir adam olmasına ragmen, kızdı mı da fena kızardı.İttihat ve Terakki mebuslarından Abdülaziz Mecdi Efendiyi meclis arkadaşları İsmail hakkı beyi kızdırmaları için ayarlarlar.Mecliste yoklamayapılırken katip Abdülaziz bey, isimleri okumaya başlar.
İsmail Hakkı beye sıra geldiğinde Mecit bey okur.
--Yabanzade...
iSMAİL BEY ,arka sıralardan bağırır.
--BABANDIR ! NECDET RÜŞTÜ EFE
TEKLİKEDE ELEŞTİRİ OLMAZ
Bir mecliste İttihatçılardan söz ediiyor.Fazıl Ahmet AYkaç,itihatçıların bazı uygulamalarını eleştirmiş. Sohbette bulunan,Necmeddin Sadak,sormuş.
--Peki,İttihatçılar Beyazıt meydanında ,Eminönünde adam asarken ,niçin bu fikirlerinizi söylemediniz?
Fazıl bey, gülümseyerek konuşmuş:
--Tam da onun için söyleyemedim ya !..TÜRK NÜKTECİLERİ-NECDET RÜŞTÜ EFE
HEMŞERİLİK VE KÜMES
Süleyman Nazif, çocukluğunu Diyarbakır da geçirdiğini bildiği Fazıl Ahmet Aykaç'a karşılaştıklarında ,
--Merhaba hemşerim dermiş.
Aykaç,
--Ben İstanbulluyum Süleyman bey dese de Süleyman Nazif, hemşerim demeye devam etmiş. Bir gün fAZIL BEY,
--Süleyman bey demiş. Ben İstanbul doğumluyum.Bir süre Diyarbakır da kalmış olabilirim. Lakin, kümese bir kedi girse, siz ona piliç mi diyeceksiniz?
TÜRK NÜKTECİLERİ-NECDET RÜŞTÜ EFE
H DEYİP GEÇMEYECEN
Ercüment Ekrem Talu,Matbuat müdürüiken bir sohbette,
--Almanların bizden bir (H) fazlası var.Onları Hitler idare ediyor, bizleri itler...demiş.
Ve ertesi gün işten atılmış. NECDET RÜŞTÜ EFE
TUVALETTEKİ RESİMLER
Ahmet Haşim,küskün olduğu,darıldığı kişilerin resmini ayakyolunun kapısının iç tarafına asardı. Biz onu ziyarete gittiğimizde tuvalete gider,piyangonun kime isabet ettiğini öğrenirdik. NECDET RÜŞTÜ EFE
12 Ocak 2026 Pazartesi
ŞEYTAN EHLİ
Kış gecesi..Seyyari dede cem sonrası bizim eve konuk olmuş. Yemek sonrası, gürül gürül yanan sobanın önünde Dede enel hakkı anlatıyor.
-- Enelhak , ben tanrıyım.demiş hallacı Mansur. Yani insan da tanrının bir parçasıdır. Sen,ben, o hepimiz tanrıdan bir parçayız.
Biri soruyor
--Polis, avukat, basbakan?
--herkes herkes.
--Doktor,ağa,jandarma?
--herkes. Hepimiz tanrıdan bir parçayız.
Kasabada emlakçılık ve tefecilik yapan Ali Rıza'ya sözü getirdi biri.
--peki Ali Rıza?
--isminin Ali oluşuna bakmayın dedi dede.
Bir tek tefeciler şeytan ehlindendir .
(Maruf Zülfikar)
9 Ocak 2026 Cuma
İNSANOĞLU'NUN MARİFETLERİ
sosyal medyada çok paylaşılan bir video. Annesinin peşinden karlı yamacı tırmanmaya çalışan minik bir ayının görüntüsüydü bu. Kar üstünde defalarca kayıp yeniden tırmanan yavru ayıcığın “azmi” herkesi çok etkiledi; milyonlarca insan videoyu sıcak duygularla paylaşıp durdu. öyle ıssız bir yerde kameranın ne işi olabilir, diye kimse sorgulamadı. Gerçek şuydu oysa: Rusya’nın Ohotsk Denizi kıyılarında görüntülenen bu ayılar tepelerinde dolaşan dronedan kaçıyordu. Yani yavruyu bu hale sokup hayatını tehlikeye atan şey, görüntünün bize ulaşmasını sağlayan uçan kameranın kendisiydi aslında. Başka türlü annenin yavrusunu böylesine riskli bir yerden geçirme ihtimali yoktu.Kış şartlarında çok ihtiyaç duyduğu vücut enerjisini bu şekilde tüketerek, ayı yavrusunun uzun vadede belki de ölümüne sebep olacak bu çekimin arkasında koca bir tüketim ve açgözlülük kültürü uzanıyor.
HER TÜRLÜ GÜZELLİĞE KIYILIR.
.. manzara ve doğa fotoğraflarıyla tanınan Michael Kenna, Japonya’nın Hokkaido adasında bir tarlanın ortasında tek başına duran bir ağacın fotoğrafını çekmiş, eserine de Filozof Ağacı adını vermiş. Fotoğraf pek çok yerde yayımlanıp ünlenince, adaya gelen meraklılar ağacı bulup fotoğrafını çekmeye başlamış. Derken tarlanın sahibi çiftçi, insanların habire tarlaya girip ekinlere zarar vermesinden rahatsız olmuş. Tarla kıyısına uyarı levhası koymuş, “Lütfen yoldan fotoğraf çekin, içeri girmeyin” diye. Uyarıya kulak asan olmamış pek, ağacı yakın mesafeden ve her açıdan fotoğraflamaya devam etmişler. Sonunda biçare çiftçi, ekinlerini korumak için ağacı kesmek zorunda kalmış!
AYDIN SORUMSUZLUĞU
Aydın sorumsuzluğuna dairbir örnek:
Dünyanın bilinen en yaşlı ağaçlarından biri,5000 yıl yaşında olan Pinus Longaeva çamı idi.Neveda eyaletindeki bu çam ağacı kimbilir kaç milyon kuşaev sahipliği yaptı.1964 yılında buzçağı üzerine araştırma yapan Donald R.currey adlı bir araştırmacı ağacın tam yaşını ortaya çıkarmak, bedenine kaydolmuş iklim değişlikleri v.s. ile ilgili bilgilere ulaşmak için gövdesinden parça alma izni koparır. İstediği sonucu alamayanca daha fazla bilgi için ağacı kökünden keser. 5000 yıllık hikaye bu şekilde sona erer.
8 Ocak 2026 Perşembe
GALEANO ,CHE VE FUTBOL
Eduardo Galeano o kadar futbol tutkunu ve ABD karşıtıdır ki Che'yi ziyaret ettiğinde beyzbol oynadığı fotoğrafı göstererek "hain" der. Uruguay heyeti Che'yi ziyaret ettiğinde Galeano (o zaman 22 yaşında) beyzbol oynadığı fotoğrafın yer aldığı gazeteyi Che'ye uzatıp "Siz bir hainsiniz" der. Che önce şaşırır, sonra gülme krizine girip "Haklısın, seni anlıyorum" der ve Galeano'ya sarılıp şöyle devam eder: "İlk kez biri bana hain diyor ve hâlâ hayatta."
FÖRST LEYDİ CEHALETİ
" Nikolay ve Elena Çavuşesku diplomatik bir ziyaret için Fransa'ya davet edilmişler. Bütün resmi görüşmeleri bitirdikten sonra Elena'nın ısrarıyla Louvre Müzesi'ni görmeye gitmişler. Bir resmin önünde Elena heyecanlanarak bağırmış: " Vaaay, ne güzel bir Da Vinci!", rehber yavaşça ve belli etmeden, "Da Vinci'ye biraz benziyor ama bu bir Rembrandt hanımefendi", diye fısıldamış. Birkaç adım daha attıktan sonra yine, " Vaaay, ne muhteşem bir Utrillo!" demiş. Rehber tekrar araya girmiş:" Küçük bir düzeltme yapmama izin verin hanımefendi, bu bir Da Vinci! ". Elena yan odaya geçmiş ve bağırmış: "Bunu biliyorum! Kesin biliyorum! Grigorescu'nun Çingene'si." Rehber bıyık altından gülümsemiş: "Hanımefendi size hayal kırıklığına uğratmak istemem ama bu sadece bir ayna." (S.77)
6 Ocak 2026 Salı
KARADAĞLI MESAİSİ
Bir Karadağlı işe başvurur. Patron adayı dener:
— "Bak evladım, bizim işimiz çok kolay. Sabah 10’da gelirsin, öğlene kadar otururuz. Öğlen yemeği ve siesta (uyku) molası veririz. Akşamüstü 4 gibi de çıkar gidersin."
Karadağlı kaşlarını çatar:
— "Her gün mü?!"BALKAN FIKRALARI
5 Ocak 2026 Pazartesi
OYUNCU ARANIYOR..
Dini filmlerde oyuncu sıkıntısı yaşardık. Mümkünse hiç tanınmayan oyuncular bulurduk.Mesela, Hz. Ali filmi çekilecek. Bu rolü,Çok bilinen bir oyuncu oynamasının şöyle sakıncaları vardır.
Seyirci bir hatırlarda, --Ulan bu adam başka bir filmde kadına tecavüz eden adam değil miydi?-deyiverirse, bütün film ölürdü.
JET REJİSÖR-ÇETİN İNANÇ
TANINMAYAN ŞÖHRET
Öztürk Serengil,İsveç'teİngmar Bergman'la bir programa konuk oluyor.Sunucu,
--Şimdi karşımızda 4 film yaptığı halde tüm dünyanın tanıdığı bir sanatçı ile 227 filmde oynamasına rağmen kimsenin tanımadığı bir başka sanatçıyı konuk ediyoruz diyor.
Bergman afallayarak,Serengil'e soruyor.
--Pardon siz 227 film mi çektiniz,227 fotoğraf mı?( ÜLKÜ ERAKALIN-FOTOGRAFLAR SİYAH BEYAZ, ANILAR RENKLİ)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)