29 Aralık 2025 Pazartesi
DİYARBAKIRLI DEM'CİLER
Diyarbakır’ın surlarının altında iki demci takılıyorlar, meze olarak ayıklanmış diş sarmısak ve kırmızı pul biber almışlar. Önce birini yiyorlar, sonra diğerini ağızlarına atıyorlar, ardından rakı. Tanıdık için mezeler tamam da rakıyı gölgeye koymak lazım, diğerleri karşı çıkıyor çünkü sarımsakla biberi çiğnedikten, o acıyı bir kez aldıktan sonra rakı buz gibi gelirmiş. AYDIN BOYSAN
İÇKİNİN SAZI
Adamın biri konservatuvarda keman çalışmış iki sene,
sonra piyanoya geçmiş,
arkadaşı sorduğunda içkisini koyacak yeri nihayet bulduğunu söylemiş AYDIN BOYSAN
TEHLİKE !
Bokassa döneminde hapse atılan hücre arkadaşları konuşuyor:
— "Niye girdin?"
— "Devletin ihale sistemini eleştiren bir şiir yazdım. Sen?"
— "Devletin ihalesinden pay çaldım."
— "Ee, af gelmiş diyorlar?"
— "Evet, ben gidiyorum. Sen kalıyorsun çünkü senin şiirin hala kafiyeli duruyor, sen tehlikelisin
SAMİMİ OLMAYAN İLİŞKİLER
Türkmenistan Eski lideri Saparmurat Niyazov Türkmenbaşı, kendi yazdığı "Ruhname" kitabını hayatın merkezine koymuştu.
Ehliyet almak için bile bu kitabı ezberlemeniz gerekiyordu. Ayrıca yazara göre,
"kim ki ruhname'yi üç kez hatmeder; onun gönül zenginliği artar, feraseti ve zekası keskinleşir, ilahi varlığı tanır ve dosdoğru cennete vasıl olur"
"kitabı ezberleyip uslu duran adli suçlular" affı hakediyorlardı. En önemlisi Ruhname'yi okumayan türk siyaset adamları,Süleyman Demirelden, Devlet Bahçeliye kadar tüm siyasetçiler ilişkilerimiz bozulmasın diye inanmadıkları halde kitaba övgüler yağdırdılar.
ÖNLÜĞE DÜŞEN DİKTATÖR
Kendini imparator ilan eden Orta Afrika diktatörü Jean-Bédel Bokassa, 1972 yılında okul üniformalarının sadece kendi fabrikasından alınmasını zorunlu kılmıştı.
Öğrenciler "Bu üniformalar çok pahalı ve kalitesiz" diye protesto edince , yüzlercesi hapse atıldı ve birçoğu bizzat Bokassa tarafından "cezalandırıldı".
RÖNESANS TA OLASILIK
Michelangelo, Sistine Şapeli'nin tavanını boyarken, kilisenin tam kalbine aslında anatomik olarak bir "insan beyni" silueti gizlemişti (Tanrı’nın içinde durduğu pelerin aslında bir beyin kesitidir).
Papa başını kaldırıp baktığında "Ne güzel dini resim" diyordu, Michelangelo ise içinden "Hayır, ben oraya aklın kutsallığını çizdim" demiş olabilir.
28 Aralık 2025 Pazar
EDEBİYATÇI KIZARSA..
Oscar Wilde,bir toplantıda edebiyat eleştirileri yapan bir kadını dinlemektedir. Kadın,ustanın onayını almak ister.
--Mister Wilde benimle aynı fikirde misiniz?
Usta'nın cevabı serttir.
--Sizinle aynı fikirde olmak bir yana,aynı yüzyılda olduğuma bile utanırım.
27 Aralık 2025 Cumartesi
YERLİ JAWS
...Köpekbalığının kafasını maket yapmıştık. Ağzına bir kriko koyduk, o şekilde karşısına çıkan canlıyı yutacak. Maketi çalıştıracak adam ‘Abi ben yüzme bilmem’ deyince, ben girdim köpekbalığının içine hallettik.
Yıllar sonra bir avcı arkadaş geldi, ‘Geri sardım izledim, siz maket kullanmışsınız’ dedi. Sanki anlamak için ileri geri sarmak şart!
Adam Jaws yapıyor, hakiki balığa mı ısırttırıyor milleti, oyuncu köpekbalığı mı bulacaktık?
Tamam, maket dört dörtlük değil; bizim Muammer köpükten bir şeyler yapmış, kendi cebinden para verip boyamış bir de, daha ne?!.”ÇETİN İNANÇ
ŞAŞKINLIK
İkinci dünya savaşında almanların ilerleyişi hakkında yazar ahmet hamdi tanpınar, şöyle konuşur:
"haydi yüreklerinde merhamet yok, ayaklarında nasır da mı yok?"
KAÇIRMADIM,GÖNDERDİM
Necip Fazıl da artık ego mu denir kibir mi yoksa garip bir duygu durumu var, en ufak tepkilerine bile sinmiş bu karakter özelliği.
Bir gün trene yetişmek için koşuyor mesela, yakalayamıyor treni, arkadaşı arkasından gelip ne oldu kaçırdın mı diye soruyor, necip fazıl’ın cevap: “gönderdim gitti.”
19 Aralık 2025 Cuma
EVREN ÖNCESİ
Ünlü fizikçi Stephen Hawking'e soruyorlar.
--Evrenin yaratılmasından önce Tanrı ne yapıyordu?
Hawking,Aziz Augustinus'un yüzyıllar önce cevabını hatırlatıyor.
--Böyle sorular soranlar için cehennemi hazırlıyordu.
TERCİH
Mark Twain'e ,
--Cennet mi daha iyi cehennem mi? diye gereksiz bir soru sormuşlar.
Yazarınbu konuda tavrı netmiş.
--Manzara ve iklim için cennet. Yeşillikler, çağlayanlar..Dinlenmek için bulunmaz bir fırsat. Cehennemi de sohbet için tercih ederim
AFFETMEK
Oscar Wilde,dindar bir dostuyla sohbette. Arkadaşı demiş ki,
--Oscar, Tanrı'yı bu kadar eleştiriyorsun ama,ya o seni affetmezse...
Wilde, şu cevabı vermiş.
--Affetmek zorunda.Çünkü bu onun mesleği.
18 Aralık 2025 Perşembe
ZENGİN VE ENTELLEKTÜEL
Zengin adam entelektüele,
"Madem bu kadar akıllısın, niye zengin değilsin?"
diye sorunca aldığı cevap şu olur:
"Madem bu kadar zenginsin, sen niye akıllı değilsin?"
EŞCİNSEL NAZİ
Afdnin başkanı Alice Elizabeht Weidel eşcinselmiş . Olabilir de bulunduğu yerde bir yanlışlık var gibi..
Kendi kitlesi eşcinsellerden nefret ediyor ama kadın bunları temsil etmek için partinin başına geçiyor. Politika da kadınların erkekleştiğini biliyorduk ta, eşcinsellerin bu kadar maskülen olması neyin zorlamasıdır? ANDREA DERNBACH
GÜVERCİN KÖFTESİ
İyi iş yapan bir aşçı dükkânı açan birisine arkadaşı sorar:
''Nasıl başardın?''
''Yeni bir köfte formülü buldum. Güvercin köftesi yapıyorum.''
''O kadar güvercin etini nereden buluyorsun?''
''Biraz at eti karıştırıyorum.''
''Ne kadar?''
''Yarım güvercine yarım at katıyorum.'' ..OSMAN AYDOĞAN
AÇ MÜZİK..
Madrid de keman çalan bir çingeneyi dinleyen yazar Harper Lee, kemancıyı tebrik eder.
: "Delikanlı, çok güzel çalıyorsun, Ama yeteneğini böyle ayaküstü eğlencelik parçalarda harcama. Neden daha derin, daha sanatsal parçalar çalmıyorsun? Mesela bir Bach , bir Mozart konçertosu..."
Kemancı: " haklısın der. O dediğin besteleri de çok iyi çalarım, ama bu parçalar, yiyeceğimi, içeceğimi, çocuklarımın okul parasını kazanıyor. Benim bu kemanım parayı seviyor. Senin Bach, Mozart, gibi müzikler ise yalnızlığı seviyor. O notaların karnı tok, benimki aç."
YUMURTA VE YOKSULLUK
Henry Miller ve arkadaşı Lawrence Durrell Yunanistan da bir köyde dul bir kadınn işlettiği bir pansiyonda kalırlar.Savaş başlamak üzeredir.Tüm ülkeler gibi Yunanistan’da da halk açlık çekmektedir ve turistler için bile yiyecek bulmak kolay değildir. Ancak köylerde durum biraz daha iyidir.Bir sabah, Henry Miller,‘rafadan yumurta’ ister, kahvaltıda. Yaşlı kadın, rafadan yumurtayı getirir, ama yumurta buz gibidir.Miller, ‘Rafadan yumurta soğuk yenmez!’ der kadına. ‘Lütfen yeni bir yumurta pişirin ve sıcak getirin!’Gıkı çıkmaz kadıncağızın. Yeni gelen yumurtada soğuktur.Henry Miller, üçüncü bir yumurta emreder. Lawrence Durrell’in pencereden görürki,Yaşlı kadın, bir elinde şemsiye ötekisinde yumurta tenceresi, gelmeye çalışıyordur. ’Evde odun bitmiş, Müşterisini memnun etmek isteyen yaşlı kadın, yumurtaları pişirebilmek için köyün ekmek fırınına gidiyor, dönerken de soğuyordur.Henry Miller, anlamsız kaprisinden çok utanmıştır. Üçüncü soğuk yumurtayı sessizce yer ve bir daha da rafadan yumurta diye tutturmaz ev sahibine.
İki yazar, Akdeniz insanlarının ‘Aferin almak’ ve konukseverlik uğruna yaptıkları fedakârlığa bağlayarak düşünürler hep bu olayı. .Ama ben başka türlü yorumluyorum.Geçmişte Yunanistan’daki köyün bir ucundan ötekine koşturan yaşlı kadın, bugün ikinci yumurtayı Miller’in suratının ortasına patlatır. Keza zengin ülkelerin tamamında daha birinci yumurtayı beğenmezliğinizde kapı dışarı edilirsiniz. Ama Türkiye’de, Arnavutluk’ta, Romanya’da vb. hâlâ bulabilirsiniz varsıllardan ‘aferin almak’ için çabalayan yoksulları…Çünkü yoksulluk, aynı zamanda ezikliktir.Eziklik ise geri kalmışlığın en açık göstergesi.” MİNE KIRIKKANAT
İŞ YAPMAK..
yıllar önce DSP’nin Bülent Ecevit’in başbakanlığında Bahçeli’nin de koalisyon ortağı olduğu dönemde, Milli Eğitim Bakanlığı DSP’de idi ve bir gün rivayet o ki bir ilin DSP il başkanı Milli Eğitim Bakanı’na gidip öğretmen olan eşinin tayini konusunda kolaylık ister ve bakan bu konuda bir şey yapamayacağını söyler, geçiştirir. Bir süre sonra il başkanı ile karşılaştığında DSP’li bakan sorar eşinin durumunu; o da der ki: “Ya hiç dert etmeyin, biz onu MHP’li il başkanı arkadaşıma söyledik o halletti, merak etmeyin eşimin işi halloldu” der. RUŞEN ÇAKIR
17 Aralık 2025 Çarşamba
TİK ..
Necip Fazıl'ın tik'i ile ilgili bir hikaye var.
Üstat, tramvaya binmiş. Karşısında elinde gazete kağıdına sarılı paketle duran bir adam var. Bir ara göz göze geliyorlar. Necip Fazıl'ın tiki harekete geçiyor.Kaşı gözü oynuyor.
Adam, balık efendim diyor.
Necip Fazıl bir şey anlamıyor. Gözler tekrar çakıştığında adam bu sefer,
--Uskumru diyor.
Necip bey,yine başını çeviriyor. Tramvay yol aldıkça,tekrar gözler kesişiyor. Adam,
--Kızartıp çoluk çocuk yiyeceğiz deyince,
Necip Fazıl,
--Deli midir nedir? diyerek tramvaydan iniyor.( MURAT BELGE--ŞAİRANEDEN ŞİİRSELE)
13 Aralık 2025 Cumartesi
DİL
...Mehmet Hoca her zamanki formunda idi. Klasik olarak güldürdü bizi bol keseden. Oğlu gelip sormuş,
“Baba sen kaç dil biliyorsun?”
“Altı.”
“Annem kaç dil biliyor?”
“Bir”.
“O zaman neden sen ona laf yetiştiremiyorsun?”… ÖZLEM KUMRULAR.
MUKAVEMET
70 li yıllarda bir gazeteden aklımda böyle bir haber kalmıştı.
.Mukavemet sözcüğünü polise mukavemet tamlamasından duyan kimi polisler, Mühendislik Fakültesi'nde yaptıkları aramada, Mukavemet ders kitabı ile 'yakaladıkları' öğrencileri karakola götürdüler.
8 Aralık 2025 Pazartesi
MADEM Kİ ŞARABI İYİDÜR, ZAPTEDİLE !
Ünlü Tarihçimiz Ahmet Refik'in kalemi kadar, dersleri de güçlü ve ayrıntılıydı. Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu 2. Selim'i anlattığı ders 3 ay sürdü.Sarı Selim dediği bu padişahın nasıl şarap içtiğini ballandıra ballandıra,sanki görmüş gibi anlatırdı. Anlatırken ağzı sulanırdı.Padişahın hangi ülkede iyi şarap yapılıyorsa, oranın zaptedilmesini isteyecek kadar içki düşkünlüğünü karikatürize ederdi.MAZİ CENNETİ-TAHA TOROS.
MECLİS KALİTESİ
Atatürk, tanınmış edebiyat ve fikir adamlarının mecliste olmasının,meclisin kalitesi için önemli olduğunu düşünüyordu. Bu sebeple,Abdülhak Hamit, Hüseyin Rahmi,Yahya Kemal, Yakup Kadri, Fuat Köprülü,İbrahim Necmi, Celal Sahir, Fazıl Ahmet ,Halil Nihat ve benzerleri belli dönemlerde millet vekili oldular.
Bir dönem Ahmet Rasim'in de adı geçtiğinde birileri,
--Paşam demişler. Ahmet Rasim bu yaştan sonra ,meclise ne gibi hizmetlerde bulunacak?
Paşa, kızarak şu cevabı vermiş.
--Ahmet Rasim bey, Meclise yeni birhizmet için değil, kalemi ile milletine yıllarca hizmet ettiği için girecektir. NAZİ CENNETİ- TAHA TOROS.
CİLA..
Faik Ali Ozansoy,konyağı aspirin ile içerdi.
Bunun faydası ne diye sorulduğunda da şöyle derdi:
--Ayakkabınızı boyattınız. Sonra parlasın diye cila çekersiniz. Bu da konyağın cilasıdır. Bunu bana Abdülhak Hamit öğretti .
MAZİ CENNETİ-TAHA TOROS
ZENGİN KOCA
Kadın Şairlerimizden Yaşar Nezihe,dönemin çapkın ve hayırsız isimlerinden Yusuf Niyazi ile evlenir. 50 gün evlikalır. Ayrılırlar. Çünkü Yusuf Niyazinin çoğu imam nikahlı 10 karısı daha vardır. Ama Yusuf Niyazi, ısrarından vaz geçmez. Bir mektubuna şair, şöyle cevap verir:
-- Bizim nikahımızı kıyan İmam efendiye yumurta ile tereyağı vaad etmiştin. Beni her gördüğünde soruyor.
--12 Senedir bir kocaya varamadın be kadın. Yumurtayı ,yağı alamadık.Bari zengin birine var da bize de bir yararın dokunsun dedi.
Bende,
--Bizim nikahı pamuk ipliğiyle kıymışsın hoca efendi. 50 gün de koptu dedim.
--Ooo sen zengin hayırlı bir kocayı bul, zincirlemezsem namerdim dedi. MAZİ CENNETİ- TAHA TOROS
YAŞAM BENZERLİĞİ
Celal Esad Arseven, kendini İngiltere başvekili Churchill ile ilişkilendirirdi. Bu benzerliği şöyle anlatırdı.
--Churchill, 20 kasım 1875 te doğdu.Ben de aynı gün doğmuşum. O askeri eğitim gördü,ben de askerdim. O'nun gazeteciliği ve ressamlığı vardır, benim de öyle.Politikacı ve devlet adamıdır, ben de 2 devre milletvekilliği yaptım. O ,purosu ile tütünü içer, ben sigara kullanırım.O at gezintisini sever, ben de ! Bu kadar benzerlikten sonra Churchill, ne kadar uzun süre yaşarsa, ben de o kadar yaşayacağım. Ve o ölmeden ölmeyeceğim.
Churchill, 1965 yılında ölünce,kendi ölümünün haberini beklercesine tedirginlikle yaşadı ve 6 yıl sonra 96 yaşında öldü.MAZİ CENNETİ-TAHA TOROS
ÖTEKİ BERİKİ
Bir bayram sohbettine İbnilemin Mahmud Kemal'e o dönem de basın yoluyla sataşan ve kavga eden 2 profesörüve bunlar arasındaki farkı sordular.Üstat,
--Ötekinin hiçbir şeyi yok. Berikinin hiç olmazsa cehli var diye cevap verir.
Bİr de Abdülhak Hamitle ve yaşantısı ile ilgili tespiti vardır.
--Hamid bey,hayatta çok şey değil, 3 şey çekti. Buldukça akşamları mey, sine'ye dilber, hazineden para! TAHA TOROS--MAZİ CENNETİ
PİJAMA,NEYE YARAR?
İbnülemin Mahmud Kemal,pijamayı hiç sevemedi. Ömrü boyunca yatarken daima entari giyerdi.Pijamayı sevmemesini de şöyle açıklardı:
--İnsan kazara yellenecek olsa, kokusu bunun neresinden çıkacak? TAHA TOROS
3 Aralık 2025 Çarşamba
SABİT GEZGİN
Makedon oyuncu Ertan Saban, memleketine gittiğinde babasını İstanbul'a getirmek ister. Ama babası gelmek istemez.
--Hadi baba, şu memleketin dışına bir çık.diye ısrarını sürdürünce ,babası:
--Oğul der. Ben 3 memleket gezdim. Başka yerler görmediğimi de nerden çıkarıyorsun?
Ertan şaşırır:
--Ya baba sen ne ara dışarı çıktın da benim haberim olmadı dediğinde
Babası açıklar.
--Bak oğlum. Ben Üsküp te Yugoslavya da doğdum. Sonra Yugoslavya Makedonya oldu. Şimdi yine ismini değiştirdiler.
Kuzey Makedonya oldu. Eee Ben şimdi hiç Üsküpten çıkmadan 3 ülke gördüm. Yetmez mi?
BARİSTİK İNCELEME
Doğu da köyün bir delisi, çobanlık yaparken bulduğu boş mermi kovanları vegüneşte iyice çürümüş fişeklikle karakola gelir.
Elindekileri komutana göstererek sorar.
--Komutanım,bunlar sizinkilerindir yoksa bizimkilerindir?,
Komutan şaşırır. Etrafındakilere sorar.
--Kim ulan bu?
DELİLER KARIŞINCA..
Honore de Balzac,herzaman pespaye bir adamdır.Çok iştahlı,ağzı dolusu tıkınırken bile bolca gevezelik yapan biridir.Doğa bilimci ve kaşif Friederich Von Humbolt,psikiyatrist birdoktor arkadaşından gerçek bir deli ile kendisini tanıştırmasını ister. Doktor, hastalarından biri ile randevu ayarlar. Tesadüf o gün Balzac ta aynı masada oturmaktadır.
Sohbet sonunda kaşif, psikiyatrist'in kulağına eğilerek,
--böyle enteresan bir deliyi getirdiği için teşekkür eder.
Psikiyatrist, yanlışlığı düzeltir.
--İyi de deli olan sessizce oturandı der.Senle konuşan Honere de Balzactı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)