18 Aralık 2025 Perşembe

YUMURTA VE YOKSULLUK

Henry Miller ve arkadaşı Lawrence Durrell Yunanistan da bir köyde dul bir kadınn işlettiği bir pansiyonda kalırlar.Savaş başlamak üzeredir.Tüm ülkeler gibi Yunanistan’da da halk açlık çekmektedir ve turistler için bile yiyecek bulmak kolay değildir. Ancak köylerde durum biraz daha iyidir.Bir sabah, Henry Miller,‘rafadan yumurta’ ister, kahvaltıda. Yaşlı kadın, rafadan yumurtayı getirir, ama yumurta buz gibidir.Miller, ‘Rafadan yumurta soğuk yenmez!’ der kadına. ‘Lütfen yeni bir yumurta pişirin ve sıcak getirin!’Gıkı çıkmaz kadıncağızın. Yeni gelen yumurtada soğuktur.Henry Miller, üçüncü bir yumurta emreder. Lawrence Durrell’in pencereden görürki,Yaşlı kadın, bir elinde şemsiye ötekisinde yumurta tenceresi, gelmeye çalışıyordur. ’Evde odun bitmiş, Müşterisini memnun etmek isteyen yaşlı kadın, yumurtaları pişirebilmek için köyün ekmek fırınına gidiyor, dönerken de soğuyordur.Henry Miller, anlamsız kaprisinden çok utanmıştır. Üçüncü soğuk yumurtayı sessizce yer ve bir daha da rafadan yumurta diye tutturmaz ev sahibine. İki yazar, Akdeniz insanlarının ‘Aferin almak’ ve konukseverlik uğruna yaptıkları fedakârlığa bağlayarak düşünürler hep bu olayı. .Ama ben başka türlü yorumluyorum.Geçmişte Yunanistan’daki köyün bir ucundan ötekine koşturan yaşlı kadın, bugün ikinci yumurtayı Miller’in suratının ortasına patlatır. Keza zengin ülkelerin tamamında daha birinci yumurtayı beğenmezliğinizde kapı dışarı edilirsiniz. Ama Türkiye’de, Arnavutluk’ta, Romanya’da vb. hâlâ bulabilirsiniz varsıllardan ‘aferin almak’ için çabalayan yoksulları…Çünkü yoksulluk, aynı zamanda ezikliktir.Eziklik ise geri kalmışlığın en açık göstergesi.” MİNE KIRIKKANAT

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder