29 Ağustos 2025 Cuma
LİDERLERİN GÖREVİ
Atatürk'ün, Cumhurbaşkanı olarak Romen bir devlet adamı ile sohbeti hayata bakışı açısından çok eğlencelidir.
--Mademkisonu nasıl olsa sıfırdır,Bari yaşadığımız sürece şen ve şatır olalım.Filozofların büyük çoğunluğu karamsardır. Sınırlı ömrümüzde mutluluğa erişemeyiz diyorlar. Ben buna katılmıyorum.Milletleri ahitler ,yani antlaşmalar değil,hisler besler;millet gam ve kedere kapılmamalı.Liderlerin görevi hayatı neşe ve şevkle karşılamak konusunda onlara yol gösterici olmaktır.(100 dublede Cumhuriyet tarihi- HAKAN KAYNAR)
DÜNYA YANARKEN,SAÇINI TARAYANLAR
Sadri Ertem, Bir varmış bir yokmuş romanında anlatır:
16 Mart 1920 İstanbul işgal altında.Darulfunun öğrencileri gösteriler yapmaktadır.İngiliz, Ameikan mandası önerenlere karşı öfkeliler.Onları sakinleştirmek için okula nazırlar gelir.Bakanlar, kahvelerini içerken Şeyhülislam konuya başka yerden girer.
Kızlarla erkeklerin birarada ders görmelerinin muzır olduğunu söyler.Okulun felsefe hocası da haklısınız diyerek destek verir.HAKAN KAYNAR
28 Ağustos 2025 Perşembe
TATİL
Öfke ile,stres ile geçen yaz tatilimizi sosyal medya paylaşımlarımız ile cennete çevirmişiz. Paylaşımlarımız beğeni aldıkça biz kötü organizasyonları,kazıklanmalarımızı, gördüğümüz kötü muameleri unutup gelecek yaz tatilini planlamaya başladık.( Yaşasın Tatil)
VEJETERYAN NASREDDİN
Nasreddin hoca, vejetaryen olduktan sonra bir gün pazarda gezerken bir satıcının bağırdığını görmüş.
--Helal kesim, helal kesim bunlar!
Hoca
--Ne kadar helal? demiş.
--Vallahi çok kere helal hocam.
--Keserken Bismillah dedin mi?
--Demez miyim hocam ? Hemde 3 kere dedim.
-- Peki... Hayvanın rızasını aldın mı?
23 Ağustos 2025 Cumartesi
TÜKENEN SERMAYE
Henüz buzdolabının, soğutucuların icat edilmediği zamanlarda yiyecekleri korumak için dağlardan buzlar kesilir ve pazar yerlerinde satılırdı.
O zamanlardan bir adam çok sıcak bir yaz günü pazar yerinde hem buz satıyor, hem de bir feryâd bir figân halinde bağırıyor, etrafından yardım istiyordu: “Ne olur yardım edin, sermayem tükeniyor!...” OSMAN AYDOĞAN
İKİRCİKLİ PAŞA
Bir vakitler Osmanlı zamanında Mütereddit Mehmet Efendi diye varlıklı bir paşazade varmış. Adı Mehmet de, namı mütereddit... Bu Mütereddit Mehmet Efendi kendine bir konak yaptırmak istemiş. Ünlü bir mimarı çağırmış. “Kaç paraysa vereceğim ama bana şöyle namı yürüyecek, görenlerin parmak ısıracağı bir konak yapacaksın” demiş.
Mimar siparişi almış, kolları sıvamış. Para da bol ya, kısa zamanda konağı bitirmiş.
Mütereddit Mehmet Efendi gelmiş, konağı gezmiş. Haremlik selamlık, avlu, mutfak, cariyelerin odaları, hamam falan filan hepsine tek tek bakmış. Çok, ama pek çok beğenmiş. Mimar, “Nasıl buldunuz konağı efendi hazretleri” diye sorunca, Mehmet Efendi cevap vermiş: ‘’Valla mimarbaşı pek beğendim. Yani tek kelime ile aliyülâlâ. Her şey var, hiçbir şey unutulmamış. Lakin kafama takılan bir şey var. Şu üç katlı koskoca konakta tek bir tuvalet var. Ona mana veremedim. Niyedir?’’
Mimar sırıtmış: ‘’Efendim namınız malum, Mütereddit Mehmet Efendi... Zatıâliniz sıkıştığında, alt katta mı yapsam, üst kata mı çıksam, hareme mi dalsam, selamlıkta mı otursam derken altınıza şey edersiniz diye düşündüm efendim. İşte o yüzden tek bir hela ile iktifa ettim...’’
KOMPLEKSLİ DİPLOMAT
Sevr delegelerden biri olan Rıza Tevfik bir Paris gazetesine demeç verir, demecinde der ki Rıza Tevfik;
‘’İngilizlerden çok şey öğrendim. Fransız medeniyetine tutkunum. Bende his ve fikir itibariyle beğenilecek ne varsa sizindir. Bende fena olan her şeyin kaynağı benim.’
19 Ağustos 2025 Salı
KAZANIN YAŞI
Ankara yolunda Hacıbektaş'a uğrayan heyette Alfred Rüstem de vardır.Dergahı gezerken Aş dede odasına girerler. Eski zamanlardan kalma büyükçe bir kazan ,kazanın yanında da pösteki üzerinde çubuğunu içmekte olan bir yaşlı oturmaktadır.Rüstem bey, meraklı.
--Kazan, hangi tarihten?
Baba efendi,
--pirimiz zamanından kalmadır der.
Rüstem bey,takvim tarihini sorar.
--Yani ne zamandan kalma?
Aldığı cevap üzerine ısrarını keser.
--Eski zamana meraklı görürürüm sizi. Kazan ,pirimizden kalmıştır. Bize lazım olan bu.Biz bugünü düşünür,Yarına Allah Kerim deriz. Geçmiş zamana da HU ! HAKAN KAYNAR
18 Ağustos 2025 Pazartesi
HİKAYENİN BAŞI
Bir aslanı gün boyu takip etseydiniz ve aslanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız ,günün sonunda bu aslanın bir ceylan yakalayıp yemesi sizi mutlu ederdi. Aynı hikayeyi ceylanı takip ederek başlasaydınız ve ceylanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız,günün sonunda bu ceylanın bir aslan tarafından yenmesi sizde bir öfke uyandırırdı. Yani başlangıç noktasını farklı seçersen aynı olay kişide iki farklı yargı oluşturabilir.
14 Ağustos 2025 Perşembe
HİKAYECİLER
1890larda bir Alman genaral,yanında kızı elsa sofia olmak üzere görevli olarak Türkiye'ye gelir. Sofia çok güzel Türkçe öğrenir.Kız,sanatkar ruhludur. Hacıvat-karagöz oyunlarını izler. Meddahları dinler. Sarayda ki kadın meddahlardan etkilenir. Babası Bağdat kervanına katıldığında Sofia da yanında yer alır.Kervan ,her konakladığı yerde geceleri ateş karşısında hikayeler anlatan meddah gibi hikaye anlatıcıları ile karşılaşır. Bu anlatıcılardan Kör Fehim efendiden çok etkilenir. Bir gün Fehim efendiye,
--Bu hikayeleri bana da öğretsene der.
Fehim efendi,
--Öğretmem der. Sen batılısın yazarsın diye karşılık verir.
--Ne mahzuru var? diye sorar kız.
-- Biz bir hkayeyi herkese farklı anlatırız.Saraylılara başka, eşkiyaya başka, tüccarlara başka anlatırız. bir metne bağlı olursa bzim iş ölür.
EZEL AKAY
İSYAN ANLATICILARI
Osmanlılar ,Anadolu da bir isyan çıktığında o yöredeki tüm meddahları,hikaye anlatıcılarını toplar,uzak bir yer de mesela bir bağ evine kapatırlarmış. Ta ki isyan bitinceye kadar.isyan bitince serbest bırakırlarmış. Maksat isyanın tarihi ,hikayesi anlatılmasın.EZEL AKAY
KRİZ DE EDEBİYAT
...Yunanistanda 1 seneden ziyade esirlik..İstanbul'a gelip kendimi toparlamaya başlarken annemin ölümü..Sonra cihan harbi.İşte 4 senedir felaketli harbin buhranı içindeyiz.Yarım okka ekmek 30 kuruşa satılırken kim edebiyatla uğraşabilir? Arada kendime,
--Şu buhranlı dönemler geçsinde yazayım derken,içtimaiyatçı Ziya Gökalp bana şunları dedi.
--Türkiye de buhran bitmez. Biri biterken biri başlar.Eğer yazmak için hayali bir devir bekliyorsan, o başka .ÖMER SEYFETTİN
9 Ağustos 2025 Cumartesi
YAZAR KARISI
4 Mayıs 1940-Nora Joyce,Ulysses,Dublinler gibi kitapların yazarı kocası James Joyce 'e şöyle dedi:
"Şey... Jim, kitaplarının hiçbirini okumadım ama bir gün okumam gerekecek çünkü böyle iyi sattıklarına bakılırsa iyi olmaları lazım. Bana kitapların iyi olan yerlerini işaretler misin?"
5 Ağustos 2025 Salı
SON HALLER
Büyük dedem, kendinden 2 yaş küçük kız kardeşi ( büyük halamla) aynı evde kalıyor. 80 yaşındaki büyük halamın telefon tutkusunu anneme şöyle anlatıyor.
--Aynı rahmetli babama çekmiş. O da gazeteyi eline alınca direkt cenaze ilanlarına bakardı. Bu da cep telefonundan milletin son haline bakıp duruyor. Kendi haline baktığı yok. Türkan Şoray'ın son hali ni merak ediyor. yok kuşum Aydın'ın son hali, yok İmren Aykut'un son hali..
Ama Ajda Pekkan'a bakamıyor.
YAŞAMIN GAYESİ
Yurtta kaldığımız bir dönemde bizi ümraniye de ilim yayma cemiyetinin toplantısına götürdüler.toplantı da bir konuşmacı yaklaşık olarak şunları söyledi:Dünyadaki bir çok kültür miraslarını , sarayları, anıtları, piramitleri, hatta teknolojik gelişmeleri bile savaşlara ve liderlere borçluyuz. Bakmayın siz savaş karşıtı sözde düşünürlere. Bugünün düşünceleri ile geçmişi yargılamaya kalkıyorlar.Onlara kalsa bir İskender, bir sezar,bir fatih olmayacak. Hatta o tarihte yaşasalar fatihin İstanbul'u almasına bile muhalif olacak bu kafalar.
bunu yurtta da tartıştık. Sonradan yurtta atılan, 1-2 filmde yönetmen yardımcılığı yapan hüseyin abi yi orda tanıdım. Aynen şunları söyledi:
--zaten 3 günlük bir dünyada yaşıyoruz. Onu da şan şeref sahibi olacaklar diye niye napolyon'a, iskender'e, Fatih'e hizmet etmekle geçirelim. Değer mi?demişti.(Son Murat)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)