25 Mayıs 2026 Pazartesi

ACININ HER TÜRÜ

Adnan Yücel, kitaplarını imzalıyor.Genç bir adam ,şairin ''Acıya kurşun işlemez''kitabını almış, --Babam için imzalar mısınız ?demiş. --Elbette demiş şair. Bu arada babanız ne iş yapıyor? --Çiğköfteci demiş adam. Urfa da her gün 1 sini çiğköfte yapıp,satar. Acının her türlüsüne ilgi duyar.

23 Mayıs 2026 Cumartesi

ORUÇLU VE TİRYAKİ

Adamın biri Ramazan ayında sigara içiyormuĢ. BaŞka birisi: “Ramazanda sigaramı içilir? diye sormuŞ. Adam: “Hay Allah razı olsun iyi ki hatırlattın abi az kalsın orucum bozulacaktı!” demiĢ. (K49)

BABADAĞLI MEKTUBU

Babadağlının biri postaneye mektup göndermeye gitmiş. Orda çalışan memura “Buldan'a mektup kaç paraya gider?” diye sormuş. Memur: “5 kuruş.” demiĢ. Babadağlıya 5 kuruş pahalı gelmiĢ. Düşünmüş taşınmış memura “Van'a mektup kaçkuruş?” diye sormuş. Memur da “Türkiye'nin neresine gönderirsen gönder 5 kuruş.”Diye cevap vermiş. Babadağlı: “Madem her yere beş ş enayi miyim niye Buldan'a göndereyim? Van'a gönderirim.” demiş. Mektubunu Van'a göndermiş.(K55) 

ÖLMEDEN KIYMET VERİLMEZ..

Refik Halit, sürgün kaldığı  Halep’te, istanbul da unutulup unutulmadığını merak ettiği için kendi ölüm haberini Cumhuriyet gazetesine yollar. “Refik Halit iltihabı sehaya’dan vefat etti. “Bir hafta sonra gelen İstanbul gazetelerinin hemen hepsi de bu habere büyük yer ayırıp, bu hazin ölümden duydukları acıyı dile getirirler. Ölüm haberinin arkasından yazılan bu satırları o sırada kahvede bulunanlara Refik Halit yüksek sesle okur ve şunları söyler: 'Bak gördünüz mü beni unutmamışlar. Değerimi ortaya koymak için ölmemi bekliyorlar sadece. Hepsi bundan ibaret… Öldüğümü öğrenince gerçek düşüncelerini yazdılar.'"*ÇETİN ALTAN

MANDACILIK

İstiklal savaşında mandacılık fikrine halkın itibar etmemesi ile ilgili aşağıdaki fıkra anlatılır: - Yahu bu manda meselesi nedir?.. - Ne olacak yine doktorların işi olmalı.Sıhhiye müdür umumisi bütün memleketin derdiyle meşgul. Belki çocuklar o kadar cılızdoğuyor ki manda sütüyle beslenmezse hepsi mahvolur, ırk biter demiş, manda meselesini ortaya çıkarmış olmalı.” şeklinde bu cümleler ile Türk halkının kabuledeceği tek mandanın, süt veren bir hayvan olduğu vurgulanmakta, asla ve asla başkabir devletin himayesinin söz konusu bile olamayacağı düşüncesi verilmektedir . 

UÇAK MI? DEM Mİ?

Sırrı Süreyya Önder, Türkmenistan’da vakti zamanında bindiği uçak düştüğü için bir daha da uçağa binemiyordu. “Beynelmilel” gösterimine Avrupa’ya trenle gitmişti. korkuyordun uçaktan. Milletvekili olup Meclis’e girdiğinde Ahmet Türk Önder'e takılır: “Sırrı, uçağa binmekten korkuyorsun ama bizim partiye gelmekten korkmuyorsun, helal olsun sana”

HEM DOSTLAR,HEM ATIŞIRLAR..

Bir gün Orhan Kemal ve Sait Faik birlikteyiz bizde. Sait'e içkinin yasak olduğu günler. Orhan Kemal'in yanında Bereketli Topraklar Üzerinde'nin, gazetede tefrika edilen nüshaları var. Şişkin bir dosya halinde. Orhan'la epeyce şarap içmişiz. Sait bize katılamadığından öfkeli. Orhan Kemal bir ara coşarak 'Böyle bir roman yazdın mı Sait? Kolay değil. Soluk ister. Sabır ister. Düzenli çalışma ister...'dedi. SAİT fAİK, Anlamlı anlamlı gülerek, Bereketli Topraklar Üzerinde'nin dosyasını şöyle bir okkaladı. 'Ben böyle uzun yazmam bir kez. Nedir ulan, laf bu denli uzatılır mı? Bırak yazmayı, okumaya bile sıkılırım böyle uzun romanı. Ben hikayeciyim arkadaş. Hikaye yazarım. İşte bu kadar!' dedi. NAİM TİRALİ

İYİ KOMŞULAR..

Sık sık gayri müslümlerle olan iyi ilişkilerden, onların toplumun renkleri olduğundan ,en çok ta iyi komşuluklarından iyi niyetlerle söz edilir.Oysa ki,İkinci sınıf vatandaş olduğunuz, güvenilmediğiniz, buralarda istenmediğiniz, ancak ‘hoşgörüldüğünüz’ ve bunun size bir lütuf olduğu türlü şekillerde hissettirilmişse ve de halen hissettiriliyorsa iyi bir komşu olmaktan gayrı yol kalır mı size?” ROBER KOPTAŞ

22 Mayıs 2026 Cuma

NİYE BARIŞ İSTEMEYELİM?

Diyarbakır Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş ve çalışma arkadaşları İlle de Barış Platformu’nun haftalık toplantısına katıldık. Ancak Demirbaş’ın bir saptaması vardı ki, demokratikleşmenin ne denli elzem olduğunu başlı başına özetler nitelikteydi; “…Ben KCK’dan alındığımda bir oğlum dağa çıktı, biri de yarın öbür gün asker olacak. Ben legal siyaset yapıyorum 35 yılla yargılanıyorum, oğlum elindeki silahla bugün yakalansa 6 yıl 3 ayla yargılanacak... Demokratikleşmeyi ve barışı kimse benim kadar isteyemez...

SUÇ VE CEZA

Köyün birinde bir demirci ağır bir suç işlemiş. Mahkeme suçu cezalandırmaya karar vermiş; ama köydeki tek demirci oymuş ve köy için vazgeçilmezmiş. Buna karşılık köyde yaşayan üç terzi varmış, onlarda onun yerine terzilerden birini asmışlar...

19 Mayıs 2026 Salı

ÖNCE ERKEKLER..

Epey bir deneyimden sonra uzun yol gemilerinde kaptan yardımcısı arayan bir şirkete başvuran bir kadın mülakatı geçti..Şirketin imzalamasını istediği bir maddede durakladı. ‘Bir gemiadamının, hamile kalması durumunda bunu şirkete bildirmesi gerekmektedir!!’ --Ben, gemi adamı değil,insanıyım dedi. Şirket görevlisi emekli özgür kaptan nasihatler vermeye başladı. --Kızım dedi. belki bilmezsin kadınlar,madene giremiyorlar. Niye? Çünkü zordur. Gemicilikte öyle. Denizcilikte erkek mesleğidir. Hele uzunyol? Fırtınası var, yangını var, değer mi ? ----Söz veriyorum dedi kadın. Gemi batma tehlikesi olursa Önce erkekler ve çocuklar diyerek filikayı hazırlayacağım. Muammer Felek

18 Mayıs 2026 Pazartesi

EMEK VE SABIR

Yahya Kemal'e sormuşlar; -Üstat, bugün ne ile meşguldünüz, görünmediniz? -Bir şiir üzerinde çalışıyordum. -Bitirdiniz mi? -Hayır! Sabahleyin bir virgül koymuştum. Akşama kadar düşündüm, onu da beğenmedim, sildim

HALET İLE GALİP

Hâlet Efendi ile Şeyh Galip birlikte yürürken bir sürü köpeğin kendi aralarında hırlaştıklarını görürler.Şeyh Galip takılmak ister: -- Bu ne hâlet? Hâlet Efendi altta kalır mı, cevabını hemen verir: -- Bilmem acep hangisi galip?

GAVUR OLMAYACAKSA..

Ömer Seyfettin, bir dostunun evinde misafirdi. Evin oğlu Avrupa'ya gönderilecek. Herkes ona nasihat ediyor. Öğütlerin bini bi para... "Aman oğlum şöyle yapma, evladım böyle yapma, sakın gavurlara benzeme..." Hikayeci daha fazla dayanamz ve patlar: — Cancağızım, rahat bırakın çocuğu. Gavurluk öğrenmeyecek olduktan sonra niye gönderiyorsunuz Avrupa'ya? EDEBİYATIMIZIN GÜLERYÜZÜ

13 Mayıs 2026 Çarşamba

AYI VE AYLIK

Şair Kazım Paşa, bir gün Serasker kapısında Masraf Nazırı'nın yanında otururken yaşlı bir kadın gelip aylığını ister.Nazır havale gelmediği için veremeyeceğini söyler.Kadın, darda olduğundan bahsederek sızlanmaya başlar. İşin uzadığını gören Kazım Paşa araya girer.Kadına Masraf Nazırı'nı gösterir : " Bu ayı vermez! " der." Fakat öbür ayı verebilir mi, veremez mi? Onu kestiremedim. EDEBİYATIN GÜLERYÜZÜ

12 Mayıs 2026 Salı

KUMA

Ahmet Muhip Dıranas deyince akla hemen "Fahriye Abla" şiiri geldiği gibi. Türkiye'de filmi de yapılan bu şiirle şairimizin eşi Münire Dıranas'ı kızdırmak isteyenler olur. Türk edebiyatı dergisinde (Kasım 1986) Şener Öztop'un sorularına cevap veren Münire Hanım bir hâtırasını anlatır. Ankara'da Türk Dil Kurumu'nun bir şiir gününde şair Fuat Bayramoğlu, Münire Hanıma takılmak ister: - Fahriye Abla sizin kumanız olduğu için mi sevmiyorsunuz. Münire Hanım'ın cevabı şöyle olur: - Fahriye Abla benim değil, ben onun kumasıyım. EDEBİYATIMIZIN GÜLERYÜZÜ

NAMUSU KURTARMAK..

Yabancı kelimelere Türkçe karşılıklar bulma çalışmaları yapılırken “namus” kelimesinin de Türkçe olup olmadığı tartışılır. Gece geç vakte kadar süren toplantıdan sonra kelimenin Türkçe olduğuna karar verilir. Toplantıdan ilk çıkan Zeytindağı'nın müellifi Falih Rıfkı Atay'a gazeteci: - Bugün ne yapıldı, diye sorar. Cevap oldukça kısa fakat aynı zamanda manidardır: -Namus'umuz kurtuldu. EDEBİYATIMIZIN GÜLERYÜZÜ--MEHMET NURİ YARDIM

FRANSIZ MUTFAĞI

İkinci Dünya savaşı sırasında, ülkesi Naziler tarafından işgal edildiğinde lokantacı Marcellin Duprat şu sözleri haykırır: "Politikacılar ihanet etmiştir, generaller kof çıkmıştır; ama büyük Fransız mutfağı sonuna değin savunulacaktır." SUNAY AKIN

11 Mayıs 2026 Pazartesi

KILIBIK HZ. SÜLEYMAN

ilk defa geldiğimiz Doğanhisarda kardeşim baykuş'tan ve sesinden rahatsız oldu. Döne anne de,bir masalla onun korkusunu atmasına yardımcı olmak istedi. --Hz. Süleyman tüm hayvanlar gibi kuşlarla da konuşurmuş.. O kadar ki, kuşlar için bir tekke bile yaptırmış. “Tekke-i Mürgân” . Burada kuşlar yılda bir kez toplanır, bir hafta eğlenir ve Hz. Süleyman’a dua ederlermiş. Birgün: “Hz. Süleyman’ın karısı kız gelin ediyormuş; kuş tüyü yataklar yaptırmak istemiş.” Hz. Süleyman, bütün kuşlara tüylerini dökmelerini emretmiş. “Bay-kuş” o zaman sadece kuşlardan bir kuş imiş. Hz. Süleyman’ın katına gelmiş.  “Efendimiz, biz kuşların tüylerimizden başka bir şeyciğimiz yok; onunla soğuktan, sıcaktan, fırtınadan korunuruz; onunla uçarak rızkımızı ararız. Sizin ise her şeyiniz var. Yine de eşinizin sözüne uyup tüylerimizi istiyorsunuz. ”Bu sözler adaleti seven Hz. Süleyman’ın hoşuna gitmiş. --Benzerlerinin haklarını iyi savunuyorsun sen, bundan sonra kuşların bay’ı sen olacaksın; adın da “Bay-kuş” olacak.” demiş, Onu kuşların padişahı yapmış. Yaaa ! Ablam araya girdi. --Hz süleyman da pek kılıbıkmış nene dedi.

MEZAR-I ŞAKA

Paris'te... Bir mezar taşı ilişti gözüme. Üzerinde: "Ey yoldan geçen! Bil ki benim burada yatan, çok isterdim ama sen olsaydın yatan!" ibaresi yazılı olduğunu gördüm. Mezar-aşırı mizah! Şaka, nükte mezarlıkların içine kadar sokulmuş.

ÜCRET AYRIMI

iş dünyasnda ki en basit kurnazlıktır. Belirli bir fiyattan işçi alıyorlar. Ay sonunda maaş verilirken ayrımcılık ortaya çıkıyor.Birine, --Sen az çalışıyorsun. Senden şu kadar kesiyorum derken,aynı işi aynı verimle çalışan bir başkasına, --Senin çalışmandan memnunum. Al sana şu kadar fazla veriyorum dendiğinde, aslında çok çalışan onore edilmiyor. Sadece işçiler arasında ayrımcılık yaratıp birbirlerine düşmeleri ve kendine yandaş yaratmanın peşine düşmektedirler. Hiçbir işveren iş başında anlaştıkları fiyattan daha azını veremez. Çok çalışan varsa onu ödüllendirmesinde bir sakınca yok. Ama onu bir başka çalışanın maaşından kısarak veremez., ORHAN UĞURLU

MARK TWAİN ÖDÜLÜ VE ATATÜRK

Atatürk’e 1937 yılında şu gerekçeyle bir ödül verilir: “Türk ulusuna neşe içinde yaşama yolunu açtığı ve rehberlik ettiği için Mark Twain Ödülü kendisine verilmiştir." Bunu duyduğunda, “hayatımda işittiğim en büyük iltifat bu” diyecektir.

ÜŞÜMEK VE AÇ KALMAK YASAK !

Herkese yaşamsal gereksinimleri sağlanacaktır. "Kimse açlık çekmemeli ve üşümemelidir. Buna uymayan herkes toplama kampına gider." Hitler Almanya'sında anlatılan bu fıkra, kültür endüstrisinin bütün kapıları üzerine yazılmış bir şiardır. T ADORNO Kültür endrüstrisi

İNGİLİZ İŞİ

: Berlin'in dört işgalcisinin her birinin bir gölette akvaryum balıkları varmış. Rus balığı yakalayıp yemiş. Fransız yakalamış, güzel yüzgeçlerini kopartıktan sonra tekrar suya atmış. Amerikalı içini doldurup hatıra diye memleketine göndermiş. En tuhaf davrananları İngiliz'miş: Balığı yakalamış, avucunun içine almış ve ölene kadar okşamış. ALMAN SONBAHARI

FIKRALAR DA ÇOK MASUM DEĞİL

Stalin döneminde gizli polis siyasi fıkra toplamıyordu. Sistem karşıtı komik üretip yayıyordu. Çünkü insanlar güldüklerinde rahatlar. Rahatladıklarında uyurlar. Uyuduklarında sisteme itaat ederler. Fıkra,en ucuz baskı aracıdır.ZİZEK

BÜTÇE Mİ? BOHÇA MI?

Bütçe tabiri meşrutiyetle beraber lisanımıza girdi. En güzel kullanımını da hanımlar bulmuştu. Bohça ! Yaşlı kadınlar, okur yazar birini gazete ile gördüklerinde, --Aman yavrumbenim şu bohçaya da baksana . zam var mı ? falan diye sorarlardı. RAGIP AKYAVAŞ

MESLEK VE HÜMANİZM

80 sonrası örnek mahallesinde Manisalı bir bakkalımız vardı. Yaz günü onun dükkanının önünde oturur laflardık. Çoğunlukla da spor falan konuşulurdu. Bir gün biralarımızı içerken Samet abi,siyasete girip ne kadar hümanist olduğunu gözler önüne serdi. --İsterim ki alt komşum Rum, üst komşum Ermeni, yan komşum Kürt, bakkalımız Türk olsun. Barış içinde yaşayalım. Bakkal Muhterem abi kızdı. --Siktir lan dedi. Ben senelerdir bu bakkaldan kurtulmaya çalışıyorum. Yine beni bakkal mı yapıyorsun?

8 Mayıs 2026 Cuma

NEDEN SORUYORSUN?

Gemi batmak üzeredir. Geminin teknesi denize gömülmüş de, suyun yüzünde sadece mizan direği kalmış. O da battı, batacak. Direğe sığınmış iki kişiden biri, arkadaşına sorar: "Sen yüzme bilir misin?" Ötekinin verdiği karşılık şu: "Niye sordun?" YAPIŞTIRMA BIYIK-SALAH BİRSEL

7 Mayıs 2026 Perşembe

MAKSAT MUHABBET

Bir saka, yolda giderken başka bir sakayla karşılaşır. “Ah, güzel kardeşim, şu suyundan bana bir versene!” der. Diğeri şaşırır: “Senin kırban da dolu be güzel adam! Niye benim suyumdan istiyorsun?” Bunun üzerine saka, “Güzel kardeşim, bana oradan bir tas soğuk su ver, ben kendi suyumdan bıktım. Sen bana bir tas su ikram edeceksin, ben sana minnettar olacağım ve aramızda muhabbet başlayacak. ·KEMAL SAYAR

ORHAN KEMAL VE EDİP CANSEVER TAVLA OYNARSA

Sandalyesini söverek değiştiriyordu. Ceketini çıkarıyordu. Kollarını sıvıyordu. Saçlarını tarıyordu. Kahve söylüyordu. Kahveyle birlikte şansı değişir gibi olunca: "Kahvesizliktenmiş. Arabım gülmeye başladı artık. Oğlum Edip, seni İsmet Paşa bile kurtaramaz. Buna mars derler. Seni bir kez daha Marsilya'ya vali, Şam'a da kaymakam yaptım mı, işin bitiktir." diyordu. Öfkesi coşkun bir sevince dönüşüyordu. Davranışları yumuşuyordu. Kırdığını sandığı bizlere: "Canınız ne isterde için. Nasıl olsa paraları Edip verecek." sözlerini ederek gönüllerimizi alıyordu. Edip Cansever beni göstererek: "Peki ama bu niye gülüyor?" diyordu. Orhan Kemal omzumu okşuyordu: "Tokanma yeğenime. O, tavla maçlarının milli seyircisidir." Kendisi iki, Edip dört olmuşsa, ellerini birbirine sürterdi: "Dörtte kalan dertte kalır." SALAH BİRSEL--YAPIŞTIRMA BIYIK

SEN DE ANLAMAZSAN..

Beethoven, Goethe'ye Ayışığı Sonatı'nı çaldığı vakit, Goethe'nin kılı bile kıpırdamamıştır. Beethoven de o zaman şöyle bağırır: — Ama üstat, siz de bana bir şey söyleyemezseniz, beni kim anlar? SALAH BİRSEL

5 Mayıs 2026 Salı

BESTEKAR KIYASLAMASI

Müzik konulu bir sohbette,artık neler konuşuluyorsa Selahattin Pınar, --Ben birinci sınıf bir müzisyenim demiş. Oradaki bazı kimseler karşı çıkmış. --Sen birinci sınıf müzisyen ise, Saaddedin Kaynak ne oluyor? Üstat, tartışmayı kısa kesmiş. --O lüks sınıftır. Buna benzer bir kıyaslama daha Selahattin Pınar,şu benzetmeyi yapmış. --Soyadlarımıza baktığınızda kimin ne olduğunu görmek mümkün. O koskoca bir kaynakken, ben sadece bir pınarım.

1 Mayıs 2026 Cuma

FASIL DEYİNCE..

Ermeni asıllı bestekar Bimen Şen, yaşadığı dönem için o derece üretken bir şairdir Ki;onun şarkılarının olmadığı bir ‘fasıl’ herhalde pek bir yavan olurdu. Bilinen 800 eseri ile bir döneme damgasını vurmuş bestekar için Şair Süleyman Nazif şu beyiti yazmıştır: Ebedi nazımıdır san’at-ı feryadımızın Öperiz ağzını hep Bimen-i üstadımızın. RASİM KÜÇÜKUSTA

MAKAM-I CARİYE

Hafız Hüsnü Efendi’ nin bestenigâr şarkısı vardır:  Çok sürmedi geçti tarab-ı şevk-i baharım. Bu şarkının enteresan hikayesi şöyle: İstanbul Merkez Komutanı olan Sadrettin Paşa’ nın her birinin adı bir makam olan 38 cariyesi vardır ve içlerinde en çok sevdiği cariye olan Bestenigar Kalfa vefat etmiştir. Ahmet Rasim Bey meyhanede demlenirken tarafından acilen Paşa’ nın konağına çağırılır.Paşa, Ahmet Rasim Bey’ den vefat eden cariyesi için bir güfte yazmasını ve gene o gece konağa çağırılan Hafız Hüsnü Bey’ den de bestelemesini ister ve bu şarkı o gece konakta doğar. Paşa şarkıyı çok beğenir ve her ikisine de 20’ şer altın verir. İyi ki Paşa Efendi’ nin müzik bilgisi biraz kıtmış da musikimizde 600’ e yakın makam olduğunu bilmiyormuş, yoksa maazallah İstanbul’ da cariye sıkıntısı baş gösterecekmiş. RASİM KÜÇÜKUSTA

LİYAKAT BÖYLE OLUR

Bağımsızlığımızın yeni elde edilmiş olduğu sıralarda, Atatürk’ün de bulunduğu bir tören esnasında kadının biri ısrarla Atatürk’e yaklaşıp “Kocamın Devlet Demir Yolları’na alınması için siz bu kuruluşa talimat vermiştiniz ama kocamı işe almamışlar” diyerek duruma müdahale etmesini talep eder. Atatürk ise kadının bu sözleri karşısında, --Yani benim önermeme rağmen işe almadılar öyle mi?” der ve etrafındakilere dönerek “Efendiler, işte Cumhuriyet rejiminden beklentimiz bu olmalıdır” diyerek, beklenenin aksine, kurumun yetkililerine ve liyakata sahip çıkar AHMET ADANUR

ZENGİNLEŞMENİN YOLU

Amerikan'ın Küba'ya bitmek tükenmek bilmeyen ambargosu karşısında isyan eden Kübalı temsilciye Amerikan temsilcisi şu yanıtı verir: –  Amerikan ambargosundAN ve bu yüzden fakirleştiğinizi söylüyorsunuz. Bu durumdan kurtulmak elinizde. Ben sizin yerinizde olsam ,Önce Küba Devleti olarak Amerika’ya savaş ilan ederim, sonra da hemen kayıtsız şartsız teslim olurum!(Böylece Amerika ülkesinin bir parçası olursunuz ve zengin olmuş olursunuz demek istemiş)ahmet fidan